YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2928
KARAR NO : 2007/2691
KARAR TARİHİ : 09.07.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı …, Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde kadastro tespit çalışmaları sırasında kendi adına tespit gören 176 ada 16 parsel sayılı taşınmazına gitmek için kullandığı ve kendisine ait olan yol yerinin hatalı olarak genel yol olarak paftasında gösterildiğini iddia ederek bu yol yerinin adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, … bilirkişisi krokisinde “A” harfi ile belirtilen bölümün 16 nolu parsele ilave edilmek suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın kadastro paftasında genel yol olarak gösterilmiş ise de kamuya ait genel yol olmadığı, davacıya ait … yol yeri olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Davacı tarafından davaya konu edilen taşınmazın kadastro tespiti sırasında adına tespit edilen taşınmaza bitişik olup “yol” olarak tespit dışı bırakılan bir arazi niteliği taşıdığı ve hakkında tutanak tanzim edilmediği, Mahkemece mahallinde yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiştir. Kadastro Mahkemesinde davaya bakılabilmesi için davaya konu olan taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmiş olması zorunludur. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 7. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, re’sen gözetilmesi gerekir. Bu nedenle mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine tevdiine karar verilmesi gerekir. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26. maddesinde ifadesini bulan “Kadastro Mahkemelerinin görevi her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar” kuralı gözardı edilerek işin esasına girilip yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 9.7.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.