Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/2936 E. 2007/3490 K. 03.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2936
KARAR NO : 2007/3490
KARAR TARİHİ : 03.10.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ticareti terk etmek suçundan şüpheli … hakkında yapılan yargılama sonucunda, davanın şikayet dilekçesi ile açılması gerekti iddianame ile kamu davasının açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca ittihaz olunan 20.12.2006 tarihli ve 2006/44353-32391 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itirazın kabulü ile kamu davası açılmak üzere anılan kararın kaldırılmasına, evrakın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ilişkin Üsküdar 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2006 tarihli ve 2006/50 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 07.05.2007 gün ve 24311 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 08.06.2007 gün ve 2007/101090 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 27.12.2006 gün ve 2006/6103-8363 sayılı kararında belirttiği üzere sanığa isnat olunan suç 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup aynı maddenin 1. fıkrasında “alacaklının şikayeti üzerine” hükmünün yer aldığı, dosya kapsamına göre, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346/3.maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı Kanunun “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1.maddesindeki “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur.” hükümleri uyarınca anılan Kanunda yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği, gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, şüpheliye isnat olunan suç 2004 sayılı İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre 44. maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olmuş değeri haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyandan sonra bu mallar üzerinde tasarruf eden borçlunun aynı maddenin 1.fıkrasının son cümlesinde “alacaklının şikayeti üzerine” borçlu sanığın cezalandırılacağı, yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılır.” hükümleri karşısında, şüpheliye yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmeyip, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Üsküdar 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.01.2007 gün ve 2007/50 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 3.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.