Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/2937 E. 2007/3494 K. 03.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2937
KARAR NO : 2007/3494
KARAR TARİHİ : 03.10.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara uğratmak için mevcudunu eksiltmek ve gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmak suçlarından sanık … hakkında vuku bulan şikayet üzerine söz konusu suça ilişkin olarak İcra İflas Kanunu’nun 349. maddesi uyarınca şikayet dilekçesiyle icra mahkemesine müracaat etmesi gerektiğinden bahisle Kınık Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.10.2006 tarihli ve 2006/512-316 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne dair mercii Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 29.12.2006 tarihli ve 2006/663 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 338. maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1. fıkrasında “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine, takip olunur.” hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun’un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesinde bakılır” hükmü karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksel Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 07.05.2007 gün ve 24323 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 08.06.2007 gün ve 2007/101101 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ;
Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamede, borçlu sanığa isnat olunan İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesinde yaptırım altına alınan alacaklıdan mal kaçırmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçuna açıkça yer verilmemiş ise de, şikayet dilekçesinde gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçunun yanında anılan eyleme de yer verilmiş olması ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda da her iki fiile de yer verilmiş olması karşısında, bu hususun maddi hataya dayalı olduğu düşünülmüştür. Kaldı ki tebliğnamenin içeriğinden her iki eylemin de kanun yararına bozma istemine konu edildiği anlaşılmaktadır.

Dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 331 ve 338. maddelerinde düzenlenmiş olup buna göre, İ.İ.K.nun 331. maddenin son fıkrasında “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur.” denilmekte, aynı Kanunun 338/1. maddesinde “Bu Kanuna göre istenen beyanı hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine…” cezalandırılacağı hükme bağlanmıştır. Öte yandan anılan Kanun’un 349 ve maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı belirtilmiş, diğer taraftan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükmünün getirilmiş olması karşısında sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 29.12.2006 tarihli ve 2006/663 Değişik İş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 3.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.