YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/308
KARAR NO : 2007/635
KARAR TARİHİ : 12.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 112 ada 2, 101 ada 5, 58, 59, 60, 61, 88, 89, 102 ada 36, 37, 38, 39, 64, 65, 66, 81, 82, 167, 168, 103 ada 11, 12, 106 ada 219, 199, 200, 201, 176, 177, 208, 220 parsel sayılı ve muhtelif yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan hisseye vaki müdahalenin men’i davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabül ve kısmen reddi ile; çekişme konusu 102 ada 167 ve 168 parsellerin mera vasfı ile sınırlandırılmasına, 106 ada 219, 102 ada 82, 103 ada 11 parsellerin … … mirasçıları adına, 106 ada 220, 102 ada 81, 103 ada 12, 101 ada 5 parsellerin …mirasçıları adına, 112 ada 2 parselin … … mirasçılarının pay devirleri nazara alınarak … … ve …mirasçıları ile … mirasçıları adına, 102 ada 36, 37, 38, 39, 64, 65, 66, 101 ada 58, 59, 60, 61, 88, 89, 106 ada 199, 200, 201, 176, 177 ve 208 numaralı parsellerin … mirasçıları arasındaki hisse devri nazara alınarak mirasçıları …, …, … … mirasçıları ve …mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine ve davalı mirasçısı … … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava ve temyiz konusu 106 ada 219, 102 ada 82, 103 ada 11, 106 ada 220, 102 ada 81, 103 ada 12, 101 ada 5 parsel sayılı taşınmazların, boş hali yerlerden iken davalı … ve …tarafından imar ihya ile tarım arazisi haline getirildiği ve 1937 tarihli tahrir kayıtları ile adlarına kaydedildiği, aralarında yaptıkları taksime göre kullandıkları, vergi kayıtları değişebilir sınırlı olup, kaydın ihdas tarihinden tespit tarihine kadar yirmi yılı aşkın süre geçtiği, kayıt miktar fazlasının zilyetlikle iktisaba elverişli bulunduğu, miktar fazlası yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu, mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, düzenlenen teknik bilirkişi raporu ile belirlendiğinden Hazinenin bu parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA,
2- Temyiz ve dava konusu 102 ada 36, 37, 38, 39, 64, 65, 66, 101 ada 58, 59, 60, 61, 106 ada 199, 200, 201, 176, 177 ve 208 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince, taşınmazlar Sivaslızade … adına Temmuz 327 tarihli tapu kayıtları ile ve mirascılarından … ile …adına 1937 tarihli tahrir kayıtları ile kayıtlı olduğu, tapu kayıtları değişebilir hudutlu ve miktarlar ile geçerli bulunduğu, kaydın ihdas tarihinden tespit tarihine kadar yirmi yılı aşkın süre geçtiği, kayıt maliki tarafların murisi …nin ölüm tarihine göre mirası müşterek mülkiyet hükümlerine tabi olup her mirascının 100 dönüm kazanabileceği nazara alındığında, kayıt miktar fazlası yönünden zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama ve dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözleri, düzenlenen teknik bilirkişi rapor ve krokisi ile belirlendiğine göre Hazinenin bu parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile mirascılar arasındaki hisse devri de nazara alınarak bir kısım mirascılar adına verilen tescil kararının ONANMASINA,
3- Davalı … …’nın 102 ada 167 ve 168 parsellere yönelik temyiz itirazları hakkında; mahallinde yapılan keşif, uygulama ve komşu köyden dinlenen yerel bilirkişilerin beyanları ile köy tarafından açılan ve davalı murisininde taraf olduğu ve kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/119 esas, 1968/154 karar sayılı meraya müdahalelerinin men’ine dair ilamı ile, taşınmazların öncesinin kadim mera olduğu belirlendiğine göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18/2. maddesi uyarınca meraların iktisabı mümkün bulunmadığından bu parseller hakkındaki temyiz itirazlarının reddi ile mera olarak sınırlandırılmasına ilişkin hükmün ONANMASINA,
4- Hazinenin 101 ada 88 ve 89 parsellere yönelik temyizi hakkında; mahkemece taşınmazlara tespitte uygulanan tapu ve vergi kaydı kapsamında kaldığı, adına tescil kararı verilenlerin zilyet bulunduğu ve kayıt maliki mirascılarının hisse devri de nazara alınarak tescil kararı verilmiş isede; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Tespite dayanak Temmuz 327 tarih 19 numaralı tapu ve 1937 tarih 113 numaralı vergi tahrir kaydı gereği gibi uygulanarak kapsamları belirlenmediği, kayıtlar değişebilir hudutlu olup miktarı ile geçerli bulunduğu, taşınmazların yüzölçümü kayıt miktarından fazla olduğu, zeminde komşu 101 ada 97 parsel mera olarak sınırlandığı, taşınmazın bitişikteki meradan açılıp açılmadığı araştırılmadığı gibi ziraatçı bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, nitelikleri, kuzeydeki mera ile arasında doğal sınır bulunup bulunmadığı hususunda rapor alınmadığı anlaşılmıştır. Böylesine eksik inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; taşınmaz başında yeniden yaşlı, tarafsız, yöreyi ile bilen ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında dayanılan tüm kayıtlar uygulanarak, hudutları zeminde tek tek gösterilmeli ve kapsamları duraksamaya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeli, varsa mera tahsis kaydı getirtilip uygulanmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişteki durumu, niteliği, intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, kayıt uygulaması ve bilirkişi sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, uygulanan kayıtlar değişebilir hudutlu olup miktarıyla geçerli olduğu gözardı edilmemeli, kayıt miktar fazlasının taşınmazların kuzey hududunda bulunan meraya el atmak suretiyle elde edilip edilmediği, mera ile aralarında doğal sınır bulunup bulunmadığı araştırılmalı, meraların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı göz önünde bulundurulmalı, ziraat bilirkişiden taşınmazların niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, teknik bilirkişiye kayıt uygulamasını gösterir açıklamalı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte
değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunduğundan Hazinenin 101 ada 88 ve 89 parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabülü ile hükmün BOZULMASINA,
5- Hazinenin 112 ada 2 parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, tarafların murislerine ait tapu kapsamında kaldığı, zilyet bulundukları kabul edilerek ve hisse devri nazara alınarak Sivaslızade … oğlu … mirascılarından … ve …mirascıları ile diğer tapu maliki … mirascıları adına tesciline karar verilmiş isede; yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Dört tarafı da Devlet Ormanı ile çevrili çekişmeli 43833.33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaza kadastro tespiti sırasında Mayıs 312 tarih 2 numaralı ve 10 dönüm yüzölçümlü tapu kaydı uygulanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Mahkemece tapu kaydı celp edildiği halde, yapılan keşifte tam olarak uygulanarak kapsamı belirlenmediği gibi, keşif sonucu dosyaya ibraz edilen serbest orman mühendisi …’in 4.6.1998 tarihli raporunda, yörede orman kadastro çalışmasının yapılmadığı dört tarafı orman ile çevrili olduğu, orman toprağı özelliği taşıdığı, 4785 sayılı Kanun’a göre Devletleştirilen ormanlardan olduğu, eski tarihli memleket haritası, orman amenajman haritasına göre orman sayılan yerlerden bulunduğu, yine dosyaya ibraz edilen 24.10.2000 Tarihli Serbest Orman Mühendisi …’in raporunda ise; orman kadastrosunun 1.5.1989 tarihinde kesinleştiği, buna göre taşınmazın orman sınırı dışında kaldığı, amenajman planı, hava fotoğrafına göre taşınmazın 3 hektarlık kısmının orman sayılmayan yerlerden, kalan kısmının ise orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiştir. Böylece bilirkişi raporları arasında çelişki doğduğu halde çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca varılabilmesi için, öncelikle tespitin 19.9.1988 tarihinde yapıldığı, Orman İdaresi müzekkeresinde orman tahdidinin 23.4.1987 tarihinde, orman bilirkişisi raporunda ise 1.5.1989 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiğinden, taşınmazın bulunduğu bölgede tespit tarihinden önce yapılıp, kesinleşmiş orman tahdidinin bulunup bulunmadığı araştırmalı, varsa orman tahdit haritası ve mazbatalarıyla, yoksa eski tarihli memleket haritaları, hava fotoğrafları ve amenajman planı getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yerel ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif yapılmalıdır. Taşınmaz başında icra edilecek keşif sırasında yerel bilirkişiler yardımı ve uzman orman mühendisler kurulu aracılığıyla kesinleşen orman tahdidi varsa uygulanarak taşınmazın bu haritalardaki konumu saptanmalı, yoksa memleket haritası, amenajman planı, hava fotoğrafları uygulanarak taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, önceki raporlar arasındaki çelişki giderilmeli, yine yerel bilirkişi aracılığı ile tarafların dayandığı yukarıda tarih ve numarası yazılı tespit tapu kaydı okunup kayıtda yazılı hudutlar zeminde tek tek gösterilmeli, bilirkişiler tarafından gösterilemeyen hudutların tespiti için tanık dinletme imkanı sağlanıp, zeminde gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bu suretle tapu kaydının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan arazinin sınırlarının taşıdığı özellik, niteliği, intikali ve tasarufu hususunda maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazın dört tarafı Devlet Ormanı ile çevrili olduğu, tespit tapusu gayrisabit hudutlu ve miktarı ile geçerli bulunduğu göz önüne alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulması isabetsiz Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle 112 ada 2 parsele yönelik hükmün BOZULMASINA, 12.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.