Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3131 E. 2007/3491 K. 03.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3131
KARAR NO : 2007/3491
KARAR TARİHİ : 03.10.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 345/a maddesine aykırılık suçundan şüpheliller … ve … haklarında vuku bulan şikayet üzerine, söz konusu suça ilişkin olarak, aynı Kanun’un 349. maddesi uyarınca şikayet dilekçesi ile icra mahkemesine müracaat edilmesi gerektiğinden bahisle, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen, 20.12.2006 tarihli ve 2006/47652-32389 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin merci Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 16.02.2007 tarihli ve 2007/26 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanıklara isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1. fıkrasında “…. bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmünün yer aldığı, yine anılan Kanun’un 349. maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesinde bakılır” hükmü karşısında sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.5.2007 gün ve 26485 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 28.6.2007 gün ve K.Y.B.2007/113640 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben verdiği 2.11.2006 havale tarihli şikayet dilekçesinde, sanıkların İİK’nun 337/a maddesine aykırılıkta bulunduklarından dolayı şikayette bulunmuş, Cumhuriyet Savcısı tarafından sanıklara atılı eylem hakkında doğrudan icra mahkemesine dilekçe vermek suretiyle dava açılması gerektiğinden bahisle takipsizlik kararı verildiği, müşteki vekilinin bu karara itirazına bakan Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca sanıkların eylemi

İİK’nun 345/a olarak nitelendirilerek iddianame ile davanın açılması gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulüne karar verilmiştir. 5358 sayılı Kanun’un 16.maddesiyle değişik İİK.nun 345/a maddesinde, “idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimseler veya tasfiye memurları, 179.maddeye göre şirketin mevcudunun borçlarını karşılamadığını bildirerek şirketin iflasını istemezlerse alacaklılardan birinin şikayeti üzerine, on günden üç aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Ancak müşteki vekili tarafından ibraz edilen şikayet dilekçesinde borçlu sanıklara isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 337/a. Maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, “44. maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun, bundan zarar gören alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı” hükme bağlanmıştır. Her ne kadar Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesince İİK’nun 337/a maddesi yerine 345/a maddesi gösterilmek suretiyle karar verilmesini maddi hata olarak kabul etmek mümkün ise de; bozulması istenen kararda İİK’nun 345/a maddesinin gösterilmiş olması karşısında bozmaya esas sevk maddesi İİK’nun 345/a maddesi esas alınmalıdır. Ancak, ister İİK’nun 337/a maddesine, isterse aynı Kanunun 345/a maddesine aykırılık olsun, İİK’nun “muhakeme usulü” başlıklı 349.maddesinde şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağının belirtilmiş bulunması, diğer taraftan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara icra mahkemesinde bakılır” hükmünün getirilmiş olması karşısında, Üsküdar 1.Ağır Ceza Mahkemesince gösterilen İİK’nun 345/a maddesine, şikayet dilekçesinde ileri sürülen aynı Yasa’nın 337/a maddesine aykırılık suçları hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 16.2.2007 tarihli ve 2007/26 Değişik İş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 3.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.