Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3202 E. 2007/3657 K. 15.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3202
KARAR NO : 2007/3657
KARAR TARİHİ : 15.10.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 128 ada 4 parsel sayılı 2341,58 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, kendisi adına tespit edilen 3 sayılı parsel ile çekişmeli taşınmazın öncesinde bir bütün olduğu, taksim sırasında ifraz edildiği ve çekişmeli taşınmazın bir kısmının kendi parselinin yol ile bağlantısını sağlamak için yol olarak bırakıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, zeminde davacı tarafından iddia edilen yolun mevcut olduğu gözlemlenmişse de gerek uzman fen bilirkişilerinin tutanağa geçen beyanlarına, gerekse ziraat bilirkişisinin raporuna göre zeminde yol yeri olarak ayrılmış bir yerin bulunmadığı, davacının kadim nitelikte bir yol hakkının olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan yargılama, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli değildir. Yapılan keşifte kuzey, güney istikametinde uzanan ve tarafların tarlaları doğusundan geçen bir yol olduğu mahkeme gözlemi olarak keşif tutanağına geçmiştir. Yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi de, öncesinde güneyindeki davacıya ait 3 sayılı parselle bir bütün olan taşınmazın bölüşülmesi sırasında çekişmeli kısmın, davacının taşınmazına geçebilmesi için yol olarak bırakıldığını, bu yol için taşınmaz taksim edilirken davalı …’in tarlasının 500 metrekare fazla olarak ölçüldüğünü söylemişlerdir. Fen bilirkişileri …, mahkemenin kararına dayanak olarak aldığı keşif zaptına geçen beyanlarında ise zeminde yıllardır kullanıla gelen bir yolun varlığının belli olmadığını belirtmişlerdir. Mahkemece fen bilirkişilerinin bu beyanları ile kendi gözlemi ve yerel ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki giderilmemiştir. Yetersiz araştırma ve incelemeye dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri tüm tanıklar, önceki keşfe götürülen fen bilirkişileri, yerel bilirkişi ve tüm tespit bilirkişileri huzuru ile yeniden keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın iddia edilen bölümünün öncesinde ne olduğu, yol olarak kullanılıp kullanılmadığı, yol olarak kullanılıyor ise ne zamandan beri bu amaçla kullanıldığı bilirkişiler ve taraf tanıklarından sorularak saptanmalı, 14.2.2007 tarihinde yapılan keşifte fen bilirkişileri beyanları ile mahkeme gözlemi ve yerel ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasındaki yukarıda bahsedilen çelişki yöntemince giderilmeye çalışılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacının temyiz itirazlarının bu sebeplerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.