YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3391
KARAR NO : 2007/5517
KARAR TARİHİ : 31.12.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 9 ada 11 parsel sayılı 3197 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine üzerindeki (A) bölümündeki evin … ve …’e, (B) ile işaretli ahırın …’e ait olduğu şerhi verilerek tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile tapu malikleri … ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacılar …, … ve …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı …, …, … ise tespite dayanak 326 daimi ve 76 numarada murisleri … adına kayıtlı iken davalılar adına intikal ile hisse yazıldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı Hazine ve belediyeye karşı açılan davanın husumetten reddine, çekişme konusu 9 ada 11 sayılı parselin davacı … mirasçıları … mirasçıları ve … adına hisseler oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … mirascısı …, davacı … mirasçısı … ve davalı … mirasçısı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın …’nin ve ölümü ile de mirasçılarının zilyet bulunduğu kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz kadastro tespiti sırasında beyanlar hanesinde üzerindeki evin … ve …’e, ahırında …’e ait olduğu şerhi verilerek tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacılar …, … ve davalılar adına hisseli olarak tespit edilmiştir. Davacı …, 312 Yoklama ve 8 sıra numaralı tapu kaydına, hisse satın almaya ve tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin rizai taksime konu edildiği ve buna göre de diğer tapu maliki hissedarların ayrı ayrı yerleri kullandıkları, taşınmazı ise taksimen kendisinin kullandığı, 1937 tarihli vergi kaydı ile adına kayıtlı bulunduğu, yarı hissesini uhdesinde bırakarak yarı hissesini diğer davacılar oğlu … ile damadı …’e sattığı iddiasına dayanmıştır. …, … ve … ise tespitte uygulanan 326 daimi ve 76 sıra numaralı tapu kaydının maliki kendi murisleri … oğullarından … oğlu … olduğu halde, isim benzerliği nedeniyle, davalıların kendi murisleri … olarak intikal yaptırdıklarını, bu nedenle tapu kaydındaki hissenin adlarına tescili gerektiğini iddia etmişlerdir. Her ne kadar davacı …’nin dayanağı 1313 tasdiksiz yoklama ve 8 numaralı tapu kaydının kuzey hududu “… Köyü sınırı” okuduğu halde, tespitte uygulanan tapu kayıtlarının kuzey hududu “dere ve tarik” olarak okuması nedeniyle farklılık bulunmakta ise de; mevkisi, miktarı ve diğer hudutları itibariyle tespitte uygulanan tapu ile aynı olduğu gibi dosyaya getirtilen tapu kaydına göre davacı tapusunun K. Evvel 328 tarih ve 10 sıra numaralı tespit tapusuna gittiği, bu tapunun tespitte uygulandığı ve maliklerine hisse verildiği gibi davacı taraf diğer tespit tapu maliklerinin de hissesi bulunduğunu kabul etmektedir. Davacı taraf tapu kapsamında kalan yerlerin taksim edildiğini iddia ettiği halde mahkemece yapılan keşifte dayanılan tapu kayıtları hudutları uygulanarak kapsamları belirlenmemiş, taksim hususu araştırılmamıştır. Mahkemece 4.4.1972 tarihli keşifte mahalli bilirkişilerce taşınmaza …, … ve …’in zilyet olduğu belirtildiği halde mahkemece hükme esas alınan 6.6.2002 tarihli keşifte taşınmazın … ve ölümü ile mirasçılarının zilyet bulunduğu beyan edilmiş, her iki keşifteki beyanlar arasındaki çelişki giderilmediği gibi zilyetlik hususunda taşınmazın üzerindeki ahırın …’e ait olduğu hususuda değerlendirilmemiştir. Diğer davacılar … ve arkadaşlarının dayandığı Mayıs 1326 tarih ve 76 sıra numaralı tapu kaydında nısıf hissesi 5 hisse itibariyle 1 hissesinin nısfı … oğlu … bin … adına kayıtlı olduğu ve Aralık 1954 tarih ve 36, Haziran 1955 tarih 9 sıra numaralı tapular ile 1337’de ölümü ile veraset ilamına göre mirasçıları tespit maliki … ve arkadaşları ile hibe nedeniyle davalı … adına kayıtlı bulunduğu, davacıların murisi …’inde … oğlu … olduğu, tespitte uygulanan diğer 325 Daimi ve 266 sıra numaralı tapu kaydına göre … oğlu kerimesi …’nin oğlu olarak hisse verildiği tedavülü 29.1.1959 tarih ve 160 sıra numaralı tapu kaydında davacı murisi …’in 1926 yılında ölümü ile mirasçıları davacılar üzerine intikalinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacılar tarafından Mayıs 326 tarih ve 76 sıra numaralı tapu maliki … oğlu …’in kendi murisleri olduğuna ilişkin iddiaları yönünden tapunun intikali sırasındaki dayanak belgeler getirtilip incelenerek kayıt sahibi ile intikal yapılan kişilerin tapu malikinin mirasçıları olup olmadığı saptanmamıştır. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davaya konu parseli dıştan çevreleyen tüm taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında davacı … ve arkadaşlarının dayanağı ve tespitte uygulanan tüm hisseli tapu kayıtları ihdasından itibaren tedavülleri ile okunup hudutları yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, aynı şekilde davacı dayanağı 1937 tarihli vergi kaydıda uygulanmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, dinlenecek bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, tapu kaydı kapsamında kalması halinde, tapu kapsamında kalan yerlerin tespit ve tapu maliki hissedarlarınca taksim edilip edilmediği, taşınmazın taksimde kime düştüğü, diğer tapu maliki hissedarlara taksimde düşen yerlerin bulunup bulunmadığı ve hangi taşınmazları kullandıkları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki yazılı beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kayıtların kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, zilyetlik hususunda yapılacak araştırmada taşınmaz üzerindeki muhtesatların sahipleri de dikkate alınmalı, Mahkemece yapılan her iki keşifteki beyanlar arasındaki çelişki giderilmeli, belirlenecek duruma göre tespit tapularındaki tapu maliklerinin ölüm tarihleri ve intikal durumları nazara alınarak tapuların hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı, keşifteki beyanlara göre aynı tapu kapsamında kalıp da diğer hissedar tapu maliki davalıların kullandıkları parseller var ise bunların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları getirtilerek değerlendirilmeli, davacı … ve arkadaşlarının dayanağı Mayıs 326 tarih ve 76 sıra numaralı tapunun intikali sırasındaki dayanağı olan tüm belgeler incelenerek kayıt sahibi ile intikal gören kişilerin tapu malikinin mirasçıları olup olmadığı araştırılmalı, bu husus araştırılırken davacılar ile murisinin hissedar olduğu 325 daimi ve 266 sıra numaralı ve tedavülü olan 29.1. 1959 tarih ve 160 sıra numaralı tapu kaydının intikalindeki bilgi ve belgelerdende yararlanılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA 31.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.