YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3590
KARAR NO : 2007/5127
KARAR TARİHİ : 13.12.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 133 ada 12 parsel sayılı 255.17 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve çekişmeli parselin fen bilirkişisinin 15.2.2007 tarihli raporunda kırmızı boyalı (A) harfi ile belirtilen 67.21 metrekarelik kısmı kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bu kısım hakkındaki tescil isteğinin reddine, kalan 187.96 metrekarelik kısmın davacılar … ve … adlarına eşit paylarla tesciline, Hazinenin açtığı kal davasının mahkemenin görev alanında olmadığından tefrik edilerek mahkemenin görevsizliğine talep halinde yetkili ve görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin davacı … mirasçıları adına tesciline karar verilen 187,96 metrekarelik kısmının Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/327 esas, 1969/77 karar sayılı meni müdahale davasının davalı Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturduğu nizalı parselin mera ve köy yeri olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş isede; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacının kesin hüküm iddiasında bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/327 esas, 1969/77 karar sayılı dosyasında davacı … (davacıya satış yapanların murisi), davalılar … Köyü Tüzel kişiliği ve Hazine, dava meni müdahale davası olup davacı … davalıların kendisinin tapuyla sahip olduğu ve zilyetliğinde bulunan taşınmazına kısmen müdahale ettikleri iddiasına dayanarak dava açmış ve doğusu deniz teressübatı ve deniz batısı davacının kendisine ait dava konusu olmayan (B) ile gösterilen 2552,5 metrekarelik kısım ve ötesi …, kuzeyi … …, güneyi …un … sınırı ile çevrili 1936 metrekarelik kısmın davacının tapusu dahilinde kaldığı kabul edilerek davalıların men’ine karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir. Davalı Hazinenin kesin hüküm olduğunu ileri sürdüğü Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/205 esas, 1982/244 karar sayılı davacısı Hazine, davalısı … olan men’i müdahale dava dosyasında ise davacı Hazinenin davasının kabulü ile sınırları; …, …, … ve … ile çevrili krokide kırmızı ile taralı 67,28 metrekare ve mavi ile taralı davalının …, … ve …’tan satın aldığı 60 metrekare ev ve yazlık kahve olarak gösterilen 67, 38 metrekarelik, üç parça yere davacının müdahalesinin men’ine ve davacının bayilerinin murisi …’ın burada yerinin bulunmadığına karar verilmiş, bu kararda Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşmiştir. Davacı …’ın bu karara karşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 1967/327 esas, 1969/77 karar sayılı dosyasını ileri sürerek açtığı yargılamanın yenilenmesi davası da reddedilerek ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Davacı Niza konusu yeri …’un mirasçıları …, … ve …’tan 2.1.1974 tarihli köy satış senedi ile satın almıştır, miktarı 286 metrekare olup doğusu … kahvesi, batısı … veresesinden (satıcılar) …, …, …, kuzeyi … ve güneyi yol ve deniz olan kısmı satın almıştır. Satıcı … ve müştereklerinin tapu kaydı ise, Doğusu Deniz, batısı …, kuzeyi … …, güneyi …un … yeri ile çevrili 1837 metrekare yüzölçümündeki yer olup …’un hibesi ile kızları …, … ve …’a intikal etmiş onlarda burayı 17.8.1979 tarihli 81 ve 82 sıra numaralı tapu kaydı ile ifraz edip 1248 metrekare’lik kısım …’e uhdelerinde kalan 589,34 metrekarelik kısım ise 11.1.1974 tarih 5 sıra nolu tapu kaydı ile … isimli şahıslara satılmıştır. Bundan da anlaşılacağı gibi tapu kaydı kapsamı dava dışı üçüncü şahıslara satılmıştır. Davacı …’a tapu ile satılan herhangi bir yer bulunmamaktadır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yeniden keşif yapılarak davacı ve davalının dayandıkları ilam ve krokiler ve davacının dayandığı karara mesnet teşkil eden tapu kaydı ve krokisi uygulanıp her birinin kapsamı ayrı ayrı belirlenmeli, tapu ile satın alan … ve …’e ait taşınmazların yerleri belirlenip dava konusu yerin hangi kesin hüküm kapsamında kaldığı herhangi bir tereddüt ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalı, teknik bilirkişiye keşfi izleme olanağı verecek şekilde rapor ve kroki düzenlettirilmelidir. Her iki kesin hükmün de dava konusu yere ait olduğu sonucuna varılırsa, Hazine lehine düşen 1976/205 esas ve 1982/244 karar sayılı 2. kesin hüküm sırasında davacı taraf 1. kesin hükmü ileri sürmüş ve mahkemece dosya bulunamamasına karşın ilam örneği getirtilip 1. kesin hükümde tartışılarak davacı …’ın müdahalesinin menine karar verildiği, bu karar da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davacı …’ın 1. kesin hükme dayanarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 445/10. maddesi gereği açtığı yargılamanın yenilenmesi davasıda reddedilip Yargıtay denetiminden geçtiğinden artık 2. kesin hükme değer verilmesi gerektiğinin gözönüne alınması (8. Hukuk Dairesi 17.10.1968 tarih 4790 esas, 5175 karar sayılı ilamı Prof Dr. … Hukuk Muhakemeleri Usulü Cilt IV sayfa 3568) kabule görede; kıyı kenar çizgisi belirlenirken 28.11.1997 tarih 1996/5 esas ve 1997/3 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında belirtildiği üzere kural olarak kıyı kenar çizgisinin belirlenmesi görevi adli yargıya aittir. Ancak 3621 sayılı Yasa’nın 9. maddesi gereğince idare tarafından kıyı kenar çizgisi belirlenmiş ve yazılı bildirime rağmen yasal süresinde idari yargıya başvurulmaması nedeniyle yargı yolunun kapanmış olması veya idari yargı tarafından verilip kesinleşmiş karar bulunması durumlarında bunlara uygun şekilde kıyı kenar çizgisinin saptanması gerekir. Bu husus araştırılmadan idare tarafından belirlenmiş kıyı kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından uygulanarak tespiti de isabetsiz olup temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA 13.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.