Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/3637 E. 2007/3950 K. 24.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3637
KARAR NO : 2007/3950
KARAR TARİHİ : 24.10.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltmek suçundan şüpheli …. San. Dış. Tic. Ltd. Şti. hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31.08.2006 tarihli ve 2006/35460 soruşturma, 2006/9255 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, mercii Beyoğlu 3.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 07.11.2006 tarihli ve 2006/1117 sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin benzeri bir olay sebebiyle vermiş olduğu 27.12.2006 tarihli ve 2006/4517-8316 sayılı kararıyla, alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mal varlığını eksiltmek iddiasıyla sanığa isnat edilen suç 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında “Bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” hükmünün yer aldığı, öte yandan aynı kanunun “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1. maddesinde, muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre, şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğü giren 5358 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346. maddesinin son fıkrasındaki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağının ifade edilmiş olması karşısında, itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 25.06.2007 gün ve 33431 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 02.08.2007 gün ve K.Y.B.2007/148811 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 6.fıkrasında “bu suçlar alacaklının şikayeti üzerine takip olunur” yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 3.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 07.11.2006 tarihli ve 2006/1117 sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahalli mahkemesine iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.