YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3717
KARAR NO : 2007/4051
KARAR TARİHİ : 30.10.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Ödeme şartını ihlal suçundan sanık …’ın 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, Samsun 3. İcra Mahkemesinin 04.04.2007 tarih ve 2007/341-728 sayılı kararına karşı vukubulan itirazın kabulüne, cezanın kaldırılmasına ve ceza miktarının tereddüde yer vermeyecek şekilde yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine ilişkin, Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2007 tarihli ve 2007/322 D.iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 12.07.2007 gün ve 37235 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 10.08.2007 gün ve 2007/162833 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Dosya kapsamına göre; şüpheli hakkında Samsun 4.İcra Müdürlüğünün 2006/3987 sayılı dosyası üzerinde yapılan icra takip dosyasında adı geçen şüpheli tarafından imzalanan 22.11.2006 tarihli ödeme taahhüdüne rağmen borcunu ödememek şeklinde belirlenen eylemin yaptırımının 2004 sayılı kanun’un 340.maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi olduğu ve mahkemece tayin olunan cezanın anılan Kanun maddesine uygun olduğu gözetilmeksizin itirazın bu yönden reddi yerine kabulüne karar verilmesinde,
Samsun 3.İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması talep edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
1-Ceza Genel Kurulu’nun 25.04.2006 gün ve 2006/123-127 sayılı kararında da belirttiği gibi, tazyik ve disiplin hapsi kararları 5271 sayılı CMK’un 223.maddesi anlamında bir (mahkumiyet)hüküm niteliği taşımamaktadır. Tazyik hapsi 5271 sayılı CMKnun 2.maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi” kavramı içinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verildiğinin belirtildiği,kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde de serbest kalacağı düzenlendiğine göre, belirli bir süreye kadar disiplin veya tazyik hapsine karar verilmesi 5271 sayılı CMK’nun 232/6.maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği gözetilmeksizin itirazın kabulüne karar verilmesinde,
2-Dosya kapsamına göre; Samsun 3.İcra Mahkemesince borçlu sanığın üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair, verilen karara yönelik itiraza bakan Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, itirazın kabulü ile Samsun 3.İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır…“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1.maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Somut olayımızda toplanacak delil ve araştırılacak bir hususun bulunmadığı saptanmıştır.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek ağır ceza mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur.Dosya içerisinde araştırılması gereken bir husus ve toplanması gereken bir delil de bulunmadığına göre,itirazın kabulü ile icra mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar veren Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın esası hakkında da bir karar vermesi gerekirken, bu konuda karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar vermesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle, Samsun 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 09.05.2007 tarih ve 2007/322 Değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.