YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3745
KARAR NO : 2007/3388
KARAR TARİHİ : 01.10.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 23 ve 34 parsel sayılı 3055.56 ve 3883.47 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 23 parsel kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Ölü … …, 34 parsel ise irsen ve taksimen intikal ile zilyetlik nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … mirasçısı …, yasal süresi içinde 107 ada 23 parselin yaklaşık 3000 metrekarelik kısmının davalı adına tespit gören 107 ada 34 parsele dahil edildiği iddiasına dayanarak bu kısmın tüm … mirasçıları adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme 107 ada 23 parselin tespit gibi … …, 107 ada 34 parselin … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için kesin önel verilip, sonuçları da kendisine ihtar edildiği halde keşif giderini yatırmadığı, keşif yapılmaması nedeniyle davacının davasını ispat edemediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmaz irsen ve taksimen intikal ile davalı … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların murisinden intikal ettiği ve terekesinin taksim edilmediği iddiasına dayanarak davalı adına tespit edilen 107 ada 34 parselin yaklaşık 3000 metrekarelik kısmının, murisi … … adına tespit edilen 23 parsele dahil olduğunu ve tüm … … mirasçıları adına tescili gerektiğini ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece dosyaya getirtilen nüfus kayıt örneğinden davacı ile davalının kardeş oldukları ve böylece her ikisininde … mirasçısı olduğu anlaşılmaktadır. İddianın öne sürülüş biçimi, taşınmazın tespit tutanağında intikal ve taksim gibi hukuksal olgular dikkate alındığında, ispat yükümlülüğünün taksime dayanan davalı tarafta olduğu tartışmasızdır. Tespit maliki olan davalı miras bırakandan kalan taşınmazların paylaşıldığını kanıtlamak durumundadır. Bir başka anlatımla, davanın niteliğine göre kanıtlama yükümlülüğü yer değiştirir. Hal böyle olunca davacı tarafa 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi hükmüne dayanılarak verilen önelin hukuksal bir sonuç doğurması mümkün değildir. O halde mahkemece kanıtlama yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu dikkate alınarak tarafların gösterecekleri deliller toplanmalı ve birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi kabule göre de; tanınan önelin keşfin yapılması için yeterli ve elverişli olması, keşif giderlerinin yatırılacağı son gün ile keşif günü arasında tebligatlar için gerekli sürenin bulunması ve kesin önel gereğinin yerine getirilmemesi durumunda doğuracağı hukuksal sonuçların açıklanması gerekir. Somut olayda mahkemece keşif giderinin keşif gününe kadar yatırılması için kesin süre verilmiş olması nedeniyle davacı tarafça son gün keşif gideri yatırılmış olsa dahi tebligat işlemlerinin yapılamayacağı anlaşılmaktadır. Ayrıca kesin önel gereği ve sonucunun ne olduğu karara yansıtılmayarak sadece “sonuçları ihtar edildi” denilmek suretiyle içeriği belli olmayan örtülü bir ifade kullanılması nedeniyle yasaya uygun biçimde verilmiş bağlayıcı bir kesin önelin varlığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.