YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4005
KARAR NO : 2007/4750
KARAR TARİHİ : 29.11.2007
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Mahkemece davacı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının hukuki geçerliliğini yitirdiği belirtilerek 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 13/B-c maddesinin Hazine yararına oluştuğu ve kişiler yararına zilyetlikle edinme şartlarının oluşmadığı kabul edilerek taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de hukukumuzda Hazine’nin zilyetlik yoluyla taşınmaz kazanmasının mümkün olmadığı, davacı …’ın dayandığı bazı tapu kayıtlarının tesis ve tedavüllerinde mevki, miktar ve sınırlarında değişiklikler bulunduğu, değişikliklerin haklı bir nedene dayandığı belirlenmedikçe tesise ilişkin kayıtlardaki miktar ve sınırların dikkate alınmasının zorunlu olduğu, davacının dayandığı tapu kayıtlarının ayrı ayrı uygulanarak kapsamlarının usulen belirlenmesi, bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, kayıtların kapsamı belirlenirken Hazine tarafından temlik edilen taşınmazlar ile kamulaştırılan taşınmazların gözönünde tutulması, tapu kayıtlarının dava dışı parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılması, teknik bilirkişiden usulen düzenlenmiş rapor alınması, dava konusu taşınmazlara kimlerin zilyet olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş biçimi, değişik kişilerin zilyet olması halinde zilyetler arasında akdi veya ırsi bağlantı bulunup bulunmadığı ile taşınmazlar üzerinde muhdesat olup olmadığı hususlarının sorulup saptanması, toplanan ve toplanacak tüm deliller gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli parsellerin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep oluşacağından bozma gereklerinin tam ve usulen yerine getirilmesi zorunludur. Davacı taraf, T.evvel 1324 tarih 355 ila 396 sayılı … Çiftliğine ait değişik miktar ve değişik hudutlu tapu kayıtlarına dayanarak dava açmıştır. Bozma sonrası mahallinde yapılan keşfe katılan bilirkişi ve tanıklar, davalı tarafça çekişmeli taşınmazlar üzerinde sürdürülen bir zilyetliğe işaret etmedikleri gibi yapılan kayıt uygulaması ile alınan uzman bilirkişi raporu da hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Bozma ilamında, davacı taraf dayanağı tapu kayıtlarının sınırları tek tek okunmak suretiyle arz üzerindeki yerlerinin belirlenmesine ve çekişmeli taşınmazların dayanak tapu kayıtlarının kapsadıkları alanlar içinde kalıp kalmadıklarının saptanmasına işaret edildiği halde, bu husus yerine getirilmeden, çekişmeli taşınmazların 1955 tarihli memleket haritasında … Çiftliği olarak gösterilen bölgede kaldığından dayanak tapu kayıtlarının da aynı çiftlik içindeki nizalı taşınmazları kapsadığının kabulünde isabet bulunmamaktadır. Zira; davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtları ve dosya içinde mevcut krokinin incelenmesinde, tapu kayıtlarının bir bölgenin tamamını kapsar şekilde değil, bir bölge içindeki bazı bölümleri kapsar şekilde tesis edildikleri anlaşılmaktadır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile taraflar arasında bozma ilamına uyulmakla oluşan usuli müktesep haklar bertaraf edilerek hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşabilmesi için mahallinde usulen belirlenecek mahalli bilirkişiler ve taraf tanıkları hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak bu keşifte, davacı taraf dayanağı tapu kayıtlarının tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmalı, tapu kayıtlarına miktarlarınca kapsam tayin edilmeli, çekişmeli taşınmazların kısmen veya tamamen dayanak kayıtlardan bir veya bir kaçının kapsamında kalıp kalmadığı usulen belirlenmeye çalışmalı, mahalli bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama imkanı sağlanmalı, uygulamada eski tarihli memleket haritaları, komşu parseller tutanak ve dayanakları ile demiryolu ve karayollarıyla ilgili kamulaştırma belge ve haritalarından yararlanılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli ve uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı takibe ve denetlemeye olanak verir, dayanak tapu kayıtlarının sınırlarını belirtir rapor alınmalıdır. Bundan sonra, çekişmeli 48 ada 46 ve 49 parsel sayılı taşınmazların kısmen veya tamamen davacı taraf dayanağı bir veya birkaç tapu kaydı kapsamında kesin olarak kaldığının belirlenmesi halinde tapu kaydı kapsamında kalan yerlerin davacı taraf adına tesciline, tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlenen yerlerin davalı Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 29.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.