YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4040
KARAR NO : 2007/4942
KARAR TARİHİ : 04.12.2007
MAHKEMESİ : …İcra Mahkemesi
Ticareti terk etmek suçundan sanıklar …, … ve … haklarında İİK’nun 333/a maddesi uygulanmak suretiyle ayrı ayrı 3’er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık vekilleri tarafından temyiz edildiğinden, dosya Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tebligat Kanunu’nun 11.maddesi gereğince vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerekmektedir. Mahkemece verilen kararın sanık asillere yapıldığı anlaşılmakla, vekillerine yapılan tebliğ tarihi ve öğrenme tarihleri gözönüne alındığında temyiz isteminin süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan inceleme sonucunda, sair temyiz istemlerinin reddine,
Müşteki sanıkların ticareti terk hükmüne aykırı davranmak suçundan cezalandırılmaları talep edildiği halde, hükmün esasını oluşturan kısa karar ve hükümde isnat edilen eylem nedeniyle İİK’nun 333/a maddesinin sehven yazıldığı hüküm gerekçesinden anlaşılmakla bu husus bozma nedeni sayılmamış, mahallinde düzeltilebilir hata olarak kabul edilmiştir. Ancak;
1- Suç tarihi itibarıyla sanıkların borçlu şirketin yetkilisi olup olmadığı yönünde araştırma yapılmaması,
2- Ticaret Sicil Memurluğu yazısında şirketin son adres değişikliğini 07.07.2004 tarihinde yaptığı bildirilmekle, hangi adreste yapıldığı anlaşılmayan zabıta araştırmasına dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesi,
3- Kabule göre de; sanıklara isnat olunan ticareti terk etmek suçu 2004 sayılı İİK’nun 337/a maddesinde, “üç aydan bir seneye kadar hafif hapis cezası ile müeyyide altına alınmış iken, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesindeki yaptırım, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası” öngörülmüş olup, yine aynı tarihte yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5349 sayılı Kanun’la değişik 7.maddesi 1.fıkrasında, “Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak öngörülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş olması karşısında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7.maddesi nazara alındığında 5252 sayılı Kanun’un 7.maddesi 1.fıkrasındaki hükmün sanıkların lehine olduğu cihetle, sanıklar hakkında idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi,
İsabetsiz olduğundan hükmün BOZULMASINA, 4.12.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.