Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/4075 E. 2007/3751 K. 17.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4075
KARAR NO : 2007/3751
KARAR TARİHİ : 17.10.2007

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesine aykırılık suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda anılan maddedeki yaptırımın hapis cezası olması sebebiyle Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapılması ve davanın ancak iddianame ile açılması gerektiğinden bahisle, iddialarla ilgili soruşturma yapılarak dava açılıp açılmaması hususunda gereğinin takdir ve ifası için dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine dair İstanbul 5. İcra Mahkemesinin 19/9/2006 tarihli ve 2005/1796 esas ve 2006/2505 sayılı kararına müteakip, iddianame ile kamu davası açılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen, 10/10/2006 tarihli ve 2006/40049-12693 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, soruşturmanın sonucuna göre gerekiyorsa şüpheliler hakkında İcra ve İflas Kanunu’na muhalefette bulunmak suçundan kamu davası açılmasına ilişkin Beyoğlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca 11/12/2006 tarihli ve 2006/901 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İİK.nun 346/3.maddesindeki “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” ve aynı kanunun “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1.maddesindeki “şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır. Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi duruşma için hemen bir gün tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir. Şahit gösterilmişse o da celp olunur” hükümleri uyarınca anılan kanunda yer alan suçlar ile ilgili kovuşturmanın, doğrudan icra mahkemesine yapılacak şikayetler üzerine yapılması gerektiği kaldı ki anılan kanunun 337/a maddesinde alacaklının şikayeti arandığı gibi bu maddede düzenlenen suç yönünden farklı bir muhakeme usulü öngörülmediği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 6/3/2007 gün ve 11637 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 26/3/2007 gün ve K.Y.B.2007/50713 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 337/a maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, 44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan Kanun’un 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır’ hükümleri karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu göz önüne alındığında, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.12.2006 tarihli ve 2006/901 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.10.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.