Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/4764 E. 2008/1095 K. 26.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4764
KARAR NO : 2008/1095
KARAR TARİHİ : 26.02.2008

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Alacaklısını zarara uğratmak için mevcudunu eksiltmek suçundan şüpheliler …, … , … ve … Danışmanlığı Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul C.Başsavcılığınca düzenlenen 21.05.2007 tarihli ve 2007/20797-6393 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddine ilişkin, mercii Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 19.07.2007 tarihli ve 2007/719 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
Emniyeti suistimal, alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak ve dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı şüpheliler hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul C.Başsavcılığınca verilen 27.04.2004 tarihli ve 2004/14931 hazırlık, 2004/3599 sayılı takipsizlik kararına yapılan itirazın kabulü ile takipsizlik kararının kaldırılmasına, şüpheliler hakkında kamu davası açılmasına dair, Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca verilen 17.06.2004 tarihli ve 2004/274 müteferrik sayılı karar üzerine yargılama devam ederken 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesine aykırılıktan yeniden yapılan şikayet üzerine İstanbul C.Başsavcılığınca düzenlenen 26.04.2005 tarihli ve 2005/831-3362 sayılı takipsizlik kararına yönelik itirazın reddine dair, Beyoğlu 1.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.06.2005 tarihli ve 2005/473 d.iş sayılı kararının Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 20.02.2007 tarihli ve 2006/3309 esas 2007/919 sayılı kararı ile bozulmasını müteakip İstanbul C.Başsavcılığınca yeniden düzenlenen 21.05.2007 tarihli ve 2007/20797-6393 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın, Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesince reddine karar verilmiş ise de;
Şüpheliler hakkında emniyeti suistimal, alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak ve dolandırıcılık suçlarından dolayı verilen 27.04.2004 tarihli takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine, Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca itirazın kabulüne, takipsizlik kararının kaldırılarak kamu davası açılmasına karar vermesi karşısında,C.Savcısının tüm suçlardan dava açılması gerektiği halde, emniyeti suistimal ve alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak suçlarının 765 sayılı TCK’nun 79.maddesi yollamasıyla anılan kanunun 504/1-3.maddesi kapsamında kaldığı değerlendirilerek sadece nitelikli dolandırıcılık eyleminden dolayı kamu davası açıldığı, alacaklısını zarara uğratmak maksadıyla mal mevcudunu eksiltici eylemde bulunmak suçundan dolayı ek iddianame düzenlenmesine yönelik başvuru üzerine ilk merci kararı doğrultusunda kamu davası açılması gerektiği, bu hususun aynı olay nedeniyle aynı şüpheliler hakkında verilen Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 20.02.2007 tarihli ve 2006/3309-2007/919 sayılı ilamında da belirtilmiş olması karşısında, bozma kararını müteakip şüpheliler hakkında kamu davası açılması gerektiği dikkate alınmaksızın, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 21.09.2007 gün ve 47939 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 08.10.2007 gün ve K.B.Y.2007/203203 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Her ne kadar tebliğnamede İİK’nun 331.maddesine aykırılık suçundan dolayı iddianame ile dava açılmasının gerektiği ileri sürülerek bozma isteminde bulunulmuş ise de; bozma istemine konu Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2007 gün ve 2007/719 müteferrik sayı ile incelenen ve itirazın reddine karar verilen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2007 tarih ve 2007/20797 soruşturma, 2007/6393 karar sayılı takipsizlik kararında, alacaklısından mal kaçırmak maksadıyla mevcudunu eksiltmek suçundan dolayı iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, İcra Mahkemesine verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı, kaldı ki sanıkların lehine 765 sayılı TCK’nun 102/4.maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihinden itibaren zamanaşımını kesen veya durduran herhangi bir işlem yapılmadığı gerekçesiyle beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu nedeniyle şüpheliler hakkında “kamu davası açılmasına yer olmadığı” kararı verilmesine karşın, tebliğname ile suçun zamanaşımı süresi dolup dolmadığı konusuna değinilmeksizin yalnızca eylem hakkında iddianame ile dava açılması gereğinden bahisle kanun yararına bozma isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda sanıklara isnat edilen suç hakkında zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazı inceleyen ve Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.7.2007 tarih ve 2007/719 müteferrik sayılı ret kararına karşı şikayetçi vekillerinin zamanaşımı süresinin dolmadığına yönelik kanun yararına bozma istemleri de gözönünde bulundurulduğunda, tebliğnamede talep edilen kanun yararına bozma istemini incelemenin yararsız olacağı düşünülmektedir.
Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 19.07.2007 gün ve 2007/719 müteferrik sayılı itirazın reddi kararı zamanaşımı süresinin dolmasına yönelik olması karşısında zamanaşımı süresi ile ilgili olarak kanun yararına bozma istemiyle tebliğname düzenlenip düzenlenmeyeceği konusunda gereğinin takdiri için evrakın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 26.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.