Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/4957 E. 2007/4474 K. 16.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4957
KARAR NO : 2007/4474
KARAR TARİHİ : 16.11.2007

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 118 ada 33 parsel sayılı 77,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zilyetlikle iktisap şartlarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir. Ancak, davalı davanın kendisine usulen bildirilmediğini, kendisinin yaklaşık on yıldır İstanbul’da ikamet ettiğini, yapılan tebligatın geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 73. maddesi gereğince, Mahkemece tarafların duruşmada dinlemeleri ve bu maksatla iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak duruşmaya davet edilmeleri gerekir. Usulünce tebligat yapılmayan ve bu sebeple davadan haberi olmayan ve kendisini savunma yada iddialarını ileri sürme imkanından mahrum bırakılan bir tarafın yokluğunda yapılan yargılama sonucunda telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğabilir. Dairemizce geri çevirme üzerine yapılan araştırmada dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı yerine tebliğ edildiği … …’nın davalı ile akrabalık ilişkisinin bulunmadığı, aynı çatı altında oturmadığı, bu kişinin … İlçesinde öğretmen evinin karşısında oturduğu, davalının ise İstanbul’da ikamet ettiği tespit edilmiştir. Tebligat parçası incelendiğinde davalının adresi olarak … Köyü-… adresinin gösterildiği, kapı numarasının yazılı olmadığı tebliğ zarfının da usulünce düzenlenmediği anlaşılmıştır. Buna göre yapılan tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16.maddesi hükümlerine uygun değildir. Usulünce yapılmayan tebligat üzerine taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilemez. Bu durumda taraf teşkili sağlanmadığından savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile sair yönleri incelenmeksizin verilen hükmün BOZULMASINA, 16.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.