Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/5080 E. 2007/5495 K. 31.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5080
KARAR NO : 2007/5495
KARAR TARİHİ : 31.12.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal suçundan borçlu sanık …’nün yapılan yargılaması sonucunda beraatine dair … İcra Mahkemesinin 15/2/2007 tarihli ve 2006/133 esas, 2007/8 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, dosyanın gereği için mahkemesine iadesine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 26/3/2007 tarihli ve 2007/181-182 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre; taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de kapsayacak şekilde rakamsal olarak belirlenmesi gerektiği, bu hususun Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20/2/2001 gün, 2001/8-19-26 sayılı kararı ile de kabul edilmiş bulunduğu cihetle sanığın ödeme taahhüdünü içeren 13/12/2006 tarihli haciz tutanağında ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında taahhüdün hukuken geçerli olmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde,
… İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2. maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
İsabet görülmemekle kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 26/9/2007 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-130-5924-2007/48694 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 31/10/2007 gün ve K.Y.B.2007/219681 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; Borçlu hakkında … İcra Müdürlüğünün 2006/542 sayılı dosyası ile 1.245,00 YTL bedelli takipte, 13/12/2006 tarihinde borçlunun adresinde yapılan haciz sırasında düzenlenen tutanakta, “borçlu, borcu 1.000,00 YTL olarak kabul ediyorum. 1.000,00 YTL’ yi 15/12/2006 tarihinde ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum.” şeklinde taahhütte bulunduğu, alacaklı vekilinin de “bakiye alacaktan vazgeçiyorum, borçlunun taahhüdünü kabul ediyorum.” şeklinde düzenlenen haciz tutanağının taraflarca ve İcra Müdürünce imzalandığı, alacaklı vekilinin 22/12/2006 havale tarihli dilekçe ile borçlu sanığın taahhüdünü ihlal ettiğini ileri sürerek İİK’nun 340. maddesi ile cezalandırılması istemiyle şikayette bulunduğu, … İcra Mahkemesince yürütülen yargılama sonunda “..sanığın ödeme taahhüdünü içeren haciz tutanağında ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileriyle birlikte hesaplanarak rakamsal olarak açıkça gösterilmediği” gerekçesiyle beraatine karar verildiği, alacaklı vekilinin itirazını inceleyen … Ağır Ceza Mahkemesince 26/3/2007 tarih ve 2007/181-182 sayılı kararı ile yapılan taahhüdün geçerli olduğu gerekçesiyle itirazın kabulüne, … İcra Mahkemesinin 15/2/2007 tarih, 2006/133 esas ve 2007/8 sayılı kararının kaldırılmasına, dosyanın gereği için … İcra Mahkemesine iadesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır…“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Somut olayda araştırılacak bir husus ve toplanması gereken bir delilin de bulunmadığı gözlenmektedir.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek ağır ceza mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Oysa ki somut olayda araştırılacak bir hususun veya toplanması gereken bir delilin de bulunmadığı anlaşıldığına göre, Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar vermekle beraber itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorunda olduğu gözetilmeden, gereği için dosyanın İcra Mahkemesine iadesine karar vermesi isabetsizdir.
Bozma kararının niteliği gereği tebliğname ile bozma istenen diğer istemi tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden … Ağır Ceza Mahkemesinin 26/3/2007 gün ve 2007/181-182 sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-b maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahkemesince ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31/12/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.