Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/5127 E. 2007/4758 K. 29.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5127
KARAR NO : 2007/4758
KARAR TARİHİ : 29.11.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 52 parsel sayılı 3506,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın kendisine ait olduğundan adına tespiti gerektiği iddialarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı … … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın dosyada örnekleri bulunan alım senetleri ile davalı … tarafından davacı … ile … …’dan satın alındığı, her iki bölümün zilyetliğinin davalıya devredildiği ve tespitin doğru olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş isede mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Dosyada örnekleri bulunan senetlerde alıcı olarak davalı … …’un adı bulunmaktadır. 8.8.1995 tarihli senette ise alıcı ve satıcı imzaları bulunmamaktadır. Bilgilerine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar, davacı ve davalının 2-3 yıl öncesine kadar birlikte oturduklarını, taşınmazları birlikte kullandıklarını, bu konuda son 2-3 yıldır aralarında uyuşmazlık çıktığını; davacı …’in yanında kaldığı İsmail’e yer vermek istediğini, … …’dan gelen bölümün de davacı … tarafından satın alındığını bildirmişlerdir. Oturumlarda imzalı beyanı alınan davacı …, kendisine bakması nedeniyle bu yerleri davalı …’e verdiğini, şimdi ise davalı …’in kendisine bakmadığını bildirmiştir. Bu durumda; 22.4.1999 tarihli senetle … …’dan alınan bölümün kimin tarafından satın alındığı ile davacı … ve davalı … arasındaki ilişki netleştirilmeden hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri taraf tanıkları, 22.4.1999 tarihli senedin satıcısı … …, 8.8.1995 ve 22.4.1994 tarihli senetlerdeki tüm tanık ve heyet üyeleri hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Mahallinde yapılacak bu keşifte 22.4.1999 tarihli senetle … …’dan ilgili bölümün kimin tarafından satın alındığı, bedelin kimin tarafından ödendiği, bundan sonra zilyetliğin kime geçtiği, 8.8.1995 tarihli senedin ne amaçla düzenlendiği, senette alıcı ve satıcı imzalarının neden bulunmadığı, bu senede konu yerin senedin düzenlenmesinden önce ve sonra kimin zilyetliğinde olduğu, ilgili bölümlerin senetlerde geçtiği gibi davalı …’e satılıp satılmadıkları, İsmail’in taşınmazın ilgili bölümlerine müstakilen zilyet olup olmadığı ile mülkiyetin İsmail’e geçip geçmediği gibi hususlar ayrı ayrı ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte gözetilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davacı …’un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.