Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/5368 E. 2007/5151 K. 14.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5368
KARAR NO : 2007/5151
KARAR TARİHİ : 14.12.2007

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 383 ada 256, 292 ve 321 parsel sayılı 7120,03, 8084,83 ve 15232,05 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tesbit edilmiştir. Davacı … tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davaları davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacının 383 ada 256 parsel sayılı taşınmazla ilgili açmış olduğu davasının kabulü ile taşınmazın davacı adına tapuya tesciline; davacının 383 ada 292 parsel sayılı taşınmazla ilgili açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişilerinin 06.11.2002 tarihli raporunda “A” harfi ile gösterilen 2000 metrekarelik kısmın davacı, aynı krokide “B” harfi ile gösterilen 6084.83 metrekarelik kısmın davalı Hazine adına tapuya tesciline, aynı mevkide kain 383 ada 321 parsel sayılı taşınmazla ilgili 09.08.2006 tarihli fen bilirkişisi krokisinde “A” harfi ile belirttiği 4451 metrekarelik kısmın davacı adına, geriye kalan 10781.05 metrekarelik kısmın davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Fen bilirkişileri … ve … tarafından dosyaya ibraz edilen 9.7.2003 havale tarihli raporlarında çekişmeli taşınmazların 1. derecede doğal sit alanı içinde kaldığı belirtilmiş iken sonradan ibraz ettikleri 11.11.2004 havale tarihli raporlarında bu yerlerin sit dışı alan içinde kaldığı değerlendirilmesinde bulunulmuştur. Arkeolog bilirkişi raporunda ise bu çelişkinin neden kaynaklandığı üzerinde durulmamıştır. Ayrıca, dosyaya ibraz edilen zirai bilirkişi raporu da yetersizdir. Eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle … Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca tanzim edilen sit haritası merciinden getirtilmeli, mahallinde yeniden üç kişilik yansız ve yaşlı yerel bilirkişi, taraf tanıkları, uzman ziraat bilirkişilerinden oluşacak üç kişilik heyet ve arkeolog bilirkişisi marifetiyle keşif yapılmalı, keşif sırasında taşınmazların öncesinin ne durumda olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, parsellerin ekonomik amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı konularında yerel bilirkişiler ve tanıkların bilgilerine başvurulmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellere uygulanan ve Dairemizce geri çevirme kararıyla getirtilen kayıtlar yardımıyla denetlenmeli, bölgeye ilişkin sit haritası, arkeolog bilirkişisi ve fen bilirkişisi marifetiyle zemine uygulanarak taşınmazların sit haritasına göre konumları belirlenmeli, fen bilirkişilerinin taşınmazların sit haritasına göre durumlarını irdeledikleri 9.7.2003 havale tarihli rapor ile 11.11.2004 havale tarihli rapor arasındaki çelişki konusunda arkeolog bilirkişisinden ayrıntılı görüş alınmalı, taşınmazların toprak yapısı, eğimi, niteliği, komşu taşınmazlarla olan benzerlik ve farklılıkları, ekonomik amacına uygun kullanımın bulunup bulunmadığı ve kullanımın süresi konusunda üç kişilik ziraatçı bilirkişi heyetinden rapor istenmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli, arkeolog bilirkişisinin bulgularını da yansıtan ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu şekilde bir araştırma ve uygulama yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2007 gününde oy birliği ile karar verildi.