Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/5709 E. 2008/430 K. 11.02.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5709
KARAR NO : 2008/430
KARAR TARİHİ : 11.02.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 127 ada 3 parsel sayılı 59146.90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi boş olarak bırakılmak suretiyle tespit edilmiş iken, sonradan kesinleşmiş mahkeme ilamları gereği tutanaklar tevdi edilerek malik tespiti yapılması istenildiğinden, 4753 sayılı yasa ile oluşan Hazine tapusu, vergi kaydı uygulanarak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde 4753 sayılı yasa ile oluşan tapu kaydı ile 1936 yılından beri Hazine’nin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 4753 sayılı yasa ile 1963 yılında oluşan Hazine tapusunun tesis tarihine kadar davalılar ve bayileri lehine 3402 sayılı kadastro Kanununun 14 ve 46. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleştiği kabul edilmek sureti ile hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz kadastro tespitinde önce Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiş iken, kesinleşmiş Mahkeme ilamlarına göre; tespit tarihinde derdest bir dava bulunmadığından ve malik tespiti için gönderilme kararı verildiğinden 3402 sayılı yasanın 46. maddesi şartları gerçekleşmesi nedeni ile … adına tespit edilmiştir.
… tarafından niza konusu yer ile ilgili tespit tarihinden önce Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinde 4753 sayılı Yasa ile oluşan Hazine tapusunun iptali ve tescil istemi ile açılan davada yargılama sonunda; (Mahkemenin 1999/197 esas; 2000/26 karar sayılı ve 19.1.2000 tarihli ilamı ile) Toprak Tevzi Komisyonunun 30 parsel numarası ile 8.11.1963 tarih ve 282 sıra numaralı tapu ile Hazine adına kayıtlı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile işaretlenen 8.458 metrekarelik kısmının tapusunun iptali ile davacı … adına tesciline, geriye kalan krokisinde (C) ile gösterilen 60058 metrekarelik kısmının ise Hazine adına tesciline karar verilmiştir. Hükmün sadece Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2000/4992-5281 sayılı ve 19.6.2000 tarihli ilamı ile; Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağında bilirkişi olarak imzası bulunan …’in davacının babası … olup olmadığının belirlenmesi, davacının murisinin beyanı ile bağlı olup olmayacağının tartışılıp değerlendirilmesi hususunda hüküm bozulmuştur. Bozma üzerine Mahkemenin 2000/227 esasında görülen dava irtibat nedeniyle 2000/294 esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 200/294 esas ve 2003/210 karar sayılı ve 18.12.2003 tarihli ilamı ile de; davanın HUMK.409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Ancak Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.5.2004 tarihli ek kararı ile tutanak düzenlenmesi nedeni ile dosyanın Kadastro Mahkemesine gönderilmesi üzerine Kadastro Mahkemesi ilamı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin düzelterek onama ilamı ile kadastro tespitinin dosyanın işlemden kaldırıldığı 17.9.2003 tarihinden sonra yapılması nedeniyle ortada derdest bir dava bulunmadığından olağan usullere göre kadastro işlemlerinin tamamlanması, tutanakların malik hanelerinin doldurulması için dosyanın Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş ve kesinleşen bu karara dayanılarak çekişme konusu 136 ada 3 sayılı parsel 59146.90 metrekare olarak yukarıda söz edilen 8.11.1963 tarih ve 282 numaralı Hazine tapusunun tesisinden geriye 20 yıllık zilyetlik şartlarının gerçekleşmesi nedeniyle … oğlu … adına tespit edilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre Hazine tapusunun oluştuğu tarihten geriye 20 yıla aşkın davacı ile bayilerinin zilyet bulunduğu, Hazine tapusunun dayanağını oluşturan toprak tevzi komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağında sadece Şevval 1285 tarihli tapu kayıtları ve 1936 tarih ve 7 sıra numaralı vergi kayıtları uygulanarak, hudutlarında mübayenet görüldüğünün belirtildiği, davacının babası … belirtmelik tutanağını bilirkişi olarak imzalamış ise de, aleyhe bağlayıcı bir beyanı bulunmamaktadır. Ancak davacının Hazine aleyhine açtığı ve bozma ilamından sonra davanın takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilen Asliye Hukuk mahkemesinin 1999/ 197 esas sayılı ilamına esas alınan 14.12.1999 tarihli teknik bilirkişi raporu ve 1 numaralı krokisi uygulanarak, dava konusu taşınmaza ilişkin olup olmadığının belirlenmemiş, aynı yere ilişkin ise taşınmazın 8458 metrekarelik kısmının davacı taraf adına, kalan kısmının Hazine adına tesciline karar verilip hükmün sadece Hazine tarafından temyiz edilmesi ve davacı … tarafından temyiz edilmemesi nedeni ile Hazine lehine oluşan müktesep hakkın, kadastro mahkemesi dosyasında nazara alınmasının gerekip gerekmediği tartışılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yerel bilirkişiler ve teknik bilirkişiler katılımı ile keşif yapılmalı, yapılacak keşifte Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/197- 2000/26 sayılı ilamının (a) bendinin 2. kıtası hükmü ve hükme esas alınan 14.12.1999 tarihli teknik bilirkişi rapor ve krokisinde “1” rakamı ile işaretlenen kroki ile çekişmeli taşınmazın kadastro paftası ile çakıştırılmak sureti ile uygulanarak krokide (B) ve (C) ile gösterilen kısımların nizalı taşınmazın kısımları olup olmadığı belirlenmeli, bu hususta teknik bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmalı, yapılan uygulama sonucu tescil krokisi aynı yere ilişkin ise taşınmazın Hazine adına tescil edilen kısmı yönünden Hazine lehine oluşan müktesep hakkın, açılmamış sayılma kararı ile ortadan kalkıp kalkmayacağı tartışılıp değerlendirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.