Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/715 E. 2007/525 K. 05.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/715
KARAR NO : 2007/525
KARAR TARİHİ : 05.03.2007

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 157 ada 128 parsel sayılı 951350.48 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacılar … ve …, yasal süresi içerisinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak nizalı parsel içerisinde kalan taşınmazlarının adlarına tescili istemi ile ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, çekişme konusu 157 ada 128 parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde “D” harfi ile gösterilen 61276.03 metrekarelik kısmının davacı …, “A” ile gösterilen 18611.42 metrekarelik, “B” ile gösterilen 7108.34 metrekare, “C” ile gösterilen 30623.67 metrekarelik kısımlarınında ayrı parsel altında davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece niza konusu taşınmazın rapor ve krokisinde “A”, “B”, “C” ve “D” harfleri ile gösterilen kısımlarının tarım arazisi olduğu, davacıların 20 yılı aşkın kullandıkları, imar ve ihya ettikleri kabul edilerek söz konusu bölümlerin davacılar adına tesciline karar verilmiş ise de yapılan araştırma inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle ve ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, davacılar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın ayrı ayrı kısımları için dava açmışlardır. Mahkemece yapılan keşifte dinlenen ve komşu köyden seçilen mahalli bilirkişiler taşınmazın batısında ve güneyinde mera bulunduğunu, kayıtlarda mera olarak geçiyor ise de mera olarak kullanılmadığını beyan etmişlerdir. Oldukça büyük bir alanı kapsayan niza konusu parseli dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanakları celp edilerek yapılan keşifte uygulanmamış ve taşınmaz yönünü ne olarak okudukları belirlenmemiştir. Ayrıca adına tescil kararı verilen davacı … hakkında 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14.maddesinde öngörülen sınırlamanın aşılıp aşılmadığı araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulmuştur. Bu tür eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için, niza konusu taşınmazı dıştan çevreleyen tüm komşu taşınmazların onaylı tutanak suretiyle, dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunamayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları huzuruyla keşif icra edilmelidir. Keşif sırasında getirtilen komşu parsel tutanak ve dayanakları uygulanarak, taşınmaz yönünü ne olarak hudut gösterdiği tespit edilmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın dava edilen bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak, kışlak ve harman yeri gibi kamu orta malı niteliğini taşıyan yerlerden bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin zemine uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, uzman ziraatçı bilirkişiden arazinin niteliğini belirtir rapor alınmalı, davacı … hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesindeki sınırlama ile ilgili aynı çalışma alanında belgesiz zilyetliğe dayalı taşınmaz verilip verilmediğinin Tapu Sicil, Kadastro ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden sorularak araştırılmalı, verilecek cevaba göre 100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı incelenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule görede nizalı taşınmazın davacılar adına tescile karar verilen yerler dışında kalan kısımlarının teknik bilirkişiye ayrı ayrı yüzölçümlerinin hesaplattırılarak tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, krokisinde “A”, “B”, “C” ve “D” ile gösterilen kısımları dışında kalan kısımları hakkında sicil oluşturulmaması da usul ve yasaya aykırı olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.03.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.