Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2007/939 E. 2007/2036 K. 29.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/939
KARAR NO : 2007/2036
KARAR TARİHİ : 29.05.2007

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Nafaka borcunu ödememek suçundan sanık …’ın, 5358 sayılı Kanun’la değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsine dair, … İcra Mahkemesinin 9.11.2006 tarihli ve 2006/26-27 sayılı kararını kapsayan dosyaya yapılan itirazın kabulüyle sanığın 1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2006 gün ve 2006/838 değişik iş sayılı dosya aleyhine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 5.2.2007 gün ve 5511 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 1.3.2007 gün ve K.Y.B.2007/30218 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası gönderilmekle incelendi.
Tebliğnamede, dosya kapsamına göre, sanığın nafaka borcunu ödememek eyleminden dolayı 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223.maddesi anlamında mahkumiyet hükmü anlamını taşımadığı, 5271 sayılı Kanun’un 2.maddesinde tanımlanan “disiplin hapsi kavramı içerisinde kaldığı ve kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verildiğinin belirtildiği kişinin kendisinden beklenen yükümlülüğü yerine getirdiği takdirde serbest kalacağının düzenlenmiş olması karşısında yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK’nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapsi ifade eder.” şeklinde yapılmıştır.
Konu öğretide ele alınmış ve disiplin hapsinin niteliği şu şekilde açıklanmıştır. “Kişinin yükümlülüğe aykırı davranmamak konusunda mecburiyeti bulunmamaktadır. Ancak, kişi bazı durumlarda bir yükümlülüğe uygun davranmaya belli ölçüde icbar edilebilmektedir. Başka bir deyişle; kişi, bazı durumda yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmesini sağlamak için, belli ölçüde icbar edilebilmekte ve bu amaçla bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilmektedir. Bu hürriyetten yoksun bırakma olgusu, bir disiplin hapsi niteliği taşımaktadır. Ancak, yükümlülüğün yerine getirilmesi halinde bu yaptırımın uygulanmasına derhal son verilmektedir. Bu bakımdan söz konusu disiplin hapsine ilişkin olarak kanunda sadece azami bir süre belirlenmektedir. Kişi kendisine terettüp eden yükümlülüğün gereğini yerine getirmeye zorlanmak amacıyla ancak belli bir süreye kadar hürriyetinden yoksun bırakılabilecektir. Bu sürenin dolması halinde; kişi yükümlülüğünün gereğini yerine getirmemiş olsa bile, hürriyetinden yoksun bırakılmasına ilişkin yaptırım uygulanmasına son verilerek, serbest bırakılacaktır. Bu nedenle, söz konusu disiplin hapsine kanunda tazyik hapsi denilmiştir. (Doç.Dr. İzzet Özgenç, Ceza Hukuk Genel Hükümler, 3. Bas. Sh.623)
Disiplin hapsi tanımı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler. Her iki müeyyide ile yükümlülüğün yerine getirilmesi sağlanmak istenmiştir.
Açıklamalar çerçevesinde; … İcra Mahkemesince verilen üç aya kadar tazyik hapsi usul ve yasaya uygun olduğu ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi gerekirken itirazın kabulüyle borçlu sanığın bir ay tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görüldüğünden uygulamada birliğin sağlanması amacıyla Nevşehir Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2006 gün ve 2006/838 Değişik iş sayılı kararının sanık aleyhine sonuç doğurmayacak şekilde BOZULMASINA, hükmün diğer kısımlarının aynen bırakılmasına dosyanın mahalline gönderilmek üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.5.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.