YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/997
KARAR NO : 2007/884
KARAR TARİHİ : 22.03.2007
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 246 ada 136 parsel sayılı 15052.68 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle …, … ve … adların eşit paylarla tesbit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın ortak murisleri … …’dan kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında …, miras hakkı bulunduğuna dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin tarafların ortak murisi … … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı … …’a ait iken ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği ve mirasçılar arasında usulüne uygun olarak yapılmış bir taksimin bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Tarafların murisi … … 1973 yılında eşi Adeviye de 1994 yılında vefat etmiş, geride kızları …, … ile … mirasçıları ve davalıların murisi … mirasçıları kalmıştır. Tarafların delil olarak dayandıkları ve getirtilen tesbit tutanak suretlerinden … … mirasçılarının her birine muristen taşınmaz intikal ettiği görülmektedir. Dava konusu taşınmazın güneyde komşusu olan ve davalıların dava konusu taşınmazdan ifraz edildiğini savundukları 246 ada 137 parsel sayılı taşınmazında tesbit tutanağında mirasçılardan …’ın ceddinden intikalen ve taksimen gelme malı olduğu 35-40 yıldır ekip biçmediğinden ham toprak vasfı ile Hazine adına tesbit edildiği belirtilmektedir. Davacılar vekili de 25.12.2006 tarihli celsedeki beyanında “bir kısım taşınmazların taraflar arasında taksim edildiğini, ancak dava konusu yerin taksime konu olan yerlerden olmadığını, müvekkiller adına yaklaşık 3’er dönüm, davalılar adına ise 19 dönüm yer çıktığını” beyan etmiştir. Taksimde payların eşit olması zorunluluğu yoktur. Ayrıca dava konusu yerin 25 yıldır davalıların zilyetliğinde bulunduğu, taşınmaz üzerinde bulunan yayla evi ve ağılında 25 yıl önce tesbit maliki davalılar tarafından yapıldığı ve kadastro tesbit tarihine kadar taraflar arasında hiçbir niza bulunmadığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bilirkişi ve tanıkların “soyut nitelikteki taksim olup olmadığını bilmiyoruz”
şeklindeki beyanları taksiminin olmadığını kabul için yeterli değildir. Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde … mirasçıları arasında taksim yapıldığı ve her bir mirasçının payına taşınmaz isabet ettiği, çekişmeli parselin de davalıların payına isabet ettiği anlaşılmaktadır. Davacı taraf nizalı parselin taksim dışı kaldığını iddia etmiş ise de bu yönü kanıtlayamamıştır. O halde davanın reddine ve taşınmazın tesbit maliki davalılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 22.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.