YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/10332
KARAR NO : 2009/33
KARAR TARİHİ : 12.01.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVALILAR : VELİ VAYVAY VE MÜŞTEREKLERİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 12 parsel sayılı 33500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … ve müşterekleri adına hisseleri oranında tespit edilmiştir. Kadastro Komisyonunca Dudu Yüksel ve Hazinenin itirazlarının reddine, … Türkdalı’nın itirazının kabulüne, tespit maliki … ile …’in hisseleri tespit maliki … Türkdalı’nın hissesine ilave edilmek ve diğer hissedarların hissesi baki kalmak suretiyle tespit malikleri adına tesciline karar verilmesi üzerine itirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen Hazine, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişme konusu parselin tespit gibi hisseleri oranında davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uymadığı, taşınmazın, tespite esas alınan davalı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı, davalıların tespit tarihinden geriye 20 yılı aşkın zilyetliklerinin bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan kayıt uygulamaları, araştırma ve inceleme hükme yeterli bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için dava konusu taşınmaz ile öncesi bir bütün olduğu anlaşılan ve aynı tapu kaydının uygulandığı 15 sayılı parselin tespitinin itiraz nedeniyle kesinleşmediği bildirilmiş olduğuna göre davası derdest ise davaların birleştirilmesi hususu düşünülmeli, 15 sayılı parsel ile dava konusu 12 sayılı parseli dıştan çevreleyen tüm komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ile dayanağı olan kayıt ve belgeler ile Hazinenin dayanağı ve kaçak yitik kişi adına oluşturulan Mayıs 1305 tarih ve 22 sıra numaralı tapu kaydının kadastro tespiti sırasında revizyon görüp görmediği araştırılarak, varsa bu kaydın revizyon gördüğü parsellere ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri de getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra yerel bilirkişiler, tanıklar, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişinin katılımı ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte davacı Hazinenin dayanağı tapu kaydı ile davalıların dayandığı kadastro tespiti sırasında uygulanan Mart 1307 tarih ve 216 sıra numaralı tapu kaydı, mevki ve
tüm hudutları ile zemine tek tek uygulanmalı, okunan sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde gösterilmeli, gösterilemeyen hudutların belirlenmesi için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilip bu suretle kayıtların kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tesbit edilmelidir. Dinlenecek tüm yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın niteliği, intikali, tasarrufu ve hudutları, öncesinin kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanağın edinme sebebi sütunundaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kaydının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir biçimde kroki düzenlettirilmeli, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulaması ve zilyetlikle ilgili beyanları komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, Hazinenin dayandığı tapu kaydının taşınmaza ait olmadığının anlaşılması halinde ise nereye ait olduğu belirlenmeli, revizyon gördüğü parseller varsa dikkate alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması usule uygun bulunmadığı gibi kabule göre de; Kadastro Hakimi doğru, infazda tereddüt uyandırmayan ve infaz edilebilir sicil oluşturmakla yükümlü olduğu halde, Mahkemece taşınmazın tamamı 15360 pay kabul edilmesine rağmen, tescile karar verilen paylar toplamının 14908 olması, bunun sonucu olarak da pay ve payda eşitliğinin sağlanamaması nedeniyle hükmün infazı imkansız kılındığı gibi, kadastro komisyonu kararı ile tespitteki bir kısım malikler ve paylarının değiştirilmiş olduğu ve davanın komisyon kararına karşı açılmış olduğu gözönüne alınarak “komisyon kararı gibi” tescil kararı verilmesi gerekirken, “tespit gibi” tescil kararı verilmesi de isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.