YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1400
KARAR NO : 2008/2622
KARAR TARİHİ : 15.04.2008
MAHKEMESİ : İstanbul 1. İcra Mahkemesi
İİK’nun 331. maddesine muhalefet etmek suçundan sanıklar …, …, … ve …’nın ayrı ayrı İİK’nun 331.maddesi gereğince 3’er ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanıklara isnat edilen suç, İİK’nun 331.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre: “Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmü karşısında;
1-Borçluların üzerine kayıtlı bulunan ve haklarında devam eden icra takibi nedeniyle haciz konulan pek çok taşınmaz ile aynı takip dosyalarından dolayı Osmaneli İcra Müdürlüğünün 2003/157 talimat dosyasıyla 5.6.2003 tarihinde haczedilip değer tesbiti yapılan fabrika ile taşınmazlar üzerinde bulunan hacizler ile rehin ve ipotek miktarları da gözönüne alınarak, şikayet tarihindeki mal varlığının borcu karşılar miktarda bulunup bulunmadıkları araştırılıp, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabule göre de;
2-Anayasa’nın 141.,CMK’nun 34,230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin, sanıkların eyleminin ve suçun ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken bu ilkelere uyulmadan ve mahkumiyete ilişkin kabulün hangi delillere dayandığı açıklanmadan, gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulması,
3-Karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan İİK’nun 331.maddesi uyarınca hükmedilecek cezanın paraya çevirme ve erteleme hükümlerinin uygulanma ihtimali bulunmakla, 5252 sayılı TCK’nun Yürürlük ve Uygulama Şeklinde Kanun’un 9/3.maddesinde yer alan “lehe olan hüküm,önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir” hükmü karşısında, suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesi ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK’nun 331.maddesi ve 765 ve 5237 sayılı TCK’nun ilgili bütün hükümleri olaya uygulanıp, leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, cezanın bireyselleştirilmesine ilişkin hükümlerin de kararın gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe olan yasanın saptanıp uygulanması gerekirken, denetime olanak sağlamayacak şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı olduğundan hükmün istem gibi BOZULMASINA, 15.4.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.