YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1551
KARAR NO : 2008/1291
KARAR TARİHİ : 04.03.2008
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08.08.2006 tarihli ve 2006/32654 soruşturma 2006/8662 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulüne dair, mercii Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca verilen 09.11.2006 tarihli ve 2006/705 müteferrik sayılı kararı kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, 5358 sayılı Kanun’un 4.maddesiyle değişik 2004 sayılı İİK’nun 333/a maddesinin 1.fıkrası, yine aynı kanunun “Muhakeme Usulü” başlıklı 349/1.maddesindeki “Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılır”, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İİK’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer … suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, şüphelilere isnat edilen suç hakkında iddianame ile dava açılamayacağı gözetilmeksizin, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 08.01.2008 … ve 946 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 04.02.2008 … ve 2008/14247 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, şüphelilere isnat edilen suç, 2004 sayılı İİK’nun 337/a.maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, 44. maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlunun, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, cezalandırılacağının düzenlenmiş olması, yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla İcra Mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasına göre de “Bu bapta yer … suçlarla ilgili davalara İcra Mahkemesinde bakılır” hükümleri karşısında, sanıklara yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının
gerekmediği, İcra Mahkemesince verilecek dilekçe ile veya şifahi beyanla yargılamaya başlanacağı hususu gözönüne alındığında, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle Beyoğlu 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 09.11.2006 tarihli ve 2006/705 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 4.3.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.