YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/1641
KARAR NO : 2008/1432
KARAR TARİHİ : 11.03.2008
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Ödeme şartını ihlal suçundan sanıklar … ve …’ın cezalandırılmaları yönündeki müşteki talebinin reddine dair, … 1.İcrA Mahkemesinin 30.05.2007 tarihli ve 2007/25-4142 sayılı kararına vaki itirazın kabulüne ilişkin mercii İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2007 tarihli ve 2007/1002 müt. sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 16.01.2008 … ve 2821 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 15.02.2008 … ve 2008/21163 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğnamede, taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın faiz, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerini de kapsayacak şekilde rakamsal olarak belirlenmesi gerektiği, sanıkların ödeme taahhüdünde ödenecek toplam borç miktarının bütün fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmemiş olması karşısında taahhüdün hukuken geçersiz olduğu gözetilmeden,yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosyaya kapsamına göre borçlu sanıklar hakkında … 3.İcra Müdürlüğünün 2006/21097 sayılı dosyasında yürütülen takip sırasında 20.12.2006 tarihli tutanakta borçlu sanıkların İcra Müdürü ve alacaklı vekili huzurunda yaptığı taahhütte borçlarını taksitler halinde ödemeyi taahhüt ettikleri, takip miktarının 8.145.00YTL olmasına rağmen 10.000YTL için taahhütte bulunulduğu, taahhüt edilen miktar üzerinde taraflar anlaştıkları takdirde artık bu bedelin ne kadarının asıl borç, ne kadarının borcun fer’ileri olduğunun rakamsal olarak … … belirtilmesi gerekmemektedir. Ancak, taahhüt tutanağında alacaklı vekili taahhüdü kabul ederken “Dosya borcu yukarıda taahhüt edildiği şekilde ödenirse bakiyesinden feragat edeceğiz” şeklinde kabul beyanında bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda borç miktarının somut olarak belirlendiğinden söz edilemeyeceği gibi, hangi miktar üzerinde icap ve kabulde bulunulduğu da saptanamamaktadır. Benzer bir konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2001 tarih, 2001/8-19 ve 2001/26 sayılı kararında, “Taahhüdü ihlal suçunun oluşabilmesi için ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak belirlenmesi, tarafların belirlenen bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunması zorunludur…. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için taahhüt esnasında ödenecek miktarın hiçbir kuşkuya yer vermeksizin belirlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu miktar belirlenmediğinde hangi miktar için taahhütte bulunulduğu, kabulün de hangi miktar nazara
alınarak yapıldığı saptanamayacağından, ödeme şartının ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.” şeklindeki değerlendirmedende anlaşılacağı üzere, somut olayda İcra dosyası içerisindeki taahhütnamenin geçerli bir taahhüt olduğunu kabul etmek mümkün görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle İstanbul 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2007 tarihli ve 2007/1002 müt. sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden,
Borçlular … ve … haklarında ödeme şartını ihlal eyleminden dolayı tazyik hapsi cezası verilmesine yer olmadığına, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.3.2008 gününde oy birliği ile karar verildi.