Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/2108 E. 2008/3497 K. 20.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2108
KARAR NO : 2008/3497
KARAR TARİHİ : 20.05.2008

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldi. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı T.C.D.D. Genel Müdürlüğü tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemenin 20.11.2002 tarih 1995/18 esas, 2002/492 karar sayılı ilamıyla davacının davasının kabulüne ve “Teknik bilirkişi … tarafından dosyaya ibraz edilen 09.10.2002 tarihli rapor ve krokide (B) harfi ile belirtilen 23.396 metrekare miktarındaki taşınmazın … Köyü tapusunun krokide (A) harfi ile gösterilen 42.660 metrekare miktarındaki 592 parsele eklenmesi suretiyle mesahasının 66.000 metrekareye yükseltilmesine” karar verilmiş, karar, davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 15.04.2004 tarih 4077-6013 numaralı kararıyla onanarak kesinleşmiştir. Bu kez davacı idare vekili, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporuna göre taşınmazın 66.056 metrekare olduğu halde hüküm fıkrasına 66.000 yazıldığını bildirerek hükmün açıklanması talebinde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı idare, bu hükmü 19.04.2006 tarihinde temyiz etmiş, Mahkemece temyiz giderlerinin yatırılması hususunda davacı idareye 10 günlük kesin mehil verilmiş ve söz konusu mehilin sonunda temyiz giderlerinin yatırılmadığından bahisle davacının hükmü “temyiz etmemiş sayılmasına” karar verilmiş, davacı idare bu hükmü de temyiz etmiştir.
1) Mahkemece, temyiz giderleri yatırılmadığından bahisle davacı idarenin temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmiştir. Temyiz giderlerinin yatırılması hususunda çıkarılan muhtırada, temyiz dilekçesinin arkasında bir kısım ödemelerin yapıldığı not edildiği halde bunların ne ölçüde yeterli olmadığına ilişkin bir açıklık bulunmadığı gibi tebligatı kabul eden memurun, davacı idare vekili ile aynı yerde çalışan ve tebligatı kabule yetkili memur olup olmadığı hususunda da bir açıklık bulunmamaktadır. Muhtıra, yöntemine uygun şekilde tanzim ve tebliğ edilmediğinden mahkemenin davacı idarenin temyiz etmemiş sayılmasına dair 20.09.2006 tarihli kararı isabetli değildir. Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile mahkemenin 20.09.2006 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
2) Temyiz etmemiş sayılma kararı kaldırılmış olmakla esasa ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Yerköy Asliye Hukuk Mahkemesi’nin tavzih istemine konu 20.11.2002 tarih ve 1995/18 esas 2002/492 karar sayılı ilamının hüküm fıkrasında “09.10.2002 tarihli rapor ve krokide (B) harfi ile belirtilen 23.396 metrekare miktarındaki taşınmazın” aynı bilirkişi raporunda “(A) harfi ile gösterilen 42.660 metrekare miktarındaki 592 parsele eklenmek suretiyle mesahasının 66.000 “metrekareye yükseltilmesine” karar verildiği yazılı bulunmaktadır. Kararda sözü edilen (A) ve (B) bölümlerinin yüzölçümleri toplamının, kararda yazıldığı gibi 66.000 metrekare değil, 66.056 metrekare olduğu, keza kararda atıf yapılan bilirkişi raporunda (B) bölümünün yüzölçümünün 23.396 değil 22.396 metrekare olduğu ve bu şekilde hüküm fıkrasının birbiriyle çelişkili hükümler ihtiva ettiği görülmektedir. Sözü edilen fen bilirkişi raporunda, 22.396 metrekare miktarlı (B) bölümü ile 944 metrekare miktarlı (C) bölümünün kamulaştırma haritası kapsamında olduğu ve bu iki bölümün 592 parsele ilavesi halinde yüzölçümleri toplamının 66.000 metrekare olduğuna işaret edilmektedir. Kararın hüküm fıkrasındaki çelişkinin fen bilirkişi raporunda gösterilen (B) bölümünün yüzölçümünün yanlış yazılması ve (C) bölümünün ilavesinin unutulması suretiyle maddi hatadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Hüküm fıkrasında taşınmazın toplam miktarının 66.000 metrekare olduğu yazıldığına ve 09.10.2002 tarihli fen bilirkişi raporuna atıf yapıldığına göre maddi hatanın düzeltilmesi halinde hükmün değiştirilmiş olacağından söz edilemez. Hal böyle olunca mahkemece, atıf yapılan fen bilirkişi raporu esas alınıp hüküm fıkrasındaki maddi hataları düzeltecek şekilde tavzih isteminin kabulüne karar vermek gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde tavzih isteminin reddine karar verilmesi isabetsiz ve temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile tavzih isteminin reddine ilişkin kararın BOZULMASINA, 20.5.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.