YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2609
KARAR NO : 2008/2174
KARAR TARİHİ : 07.04.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51 ve 52 parsel sayılı ve muhtelif yüzölçümlü taşınmazlar irsen intikal ve vereseler arasında yapılan taksim ile 20 yılı aşkın nizasız ve fasılasız zilyet bulunmaları nedeniyle 106 ada 41 sayılı parsel …, 42 sayılı parsel …, 43 sayılı parsel …, 44 sayılı parsel …, 45 sayılı parsel …, 46 sayılı parsel …, 47 sayılı parsel …, 48 sayılı parsel …, 49 sayılı parsel …, 50 sayılı parsel …, 51 sayılı parsel …, 52 sayılı parsel … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazın murisinden intikal ettiği ve zilyet bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişme konusu 106 ada 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52 ve 53 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı taraf vekilinin keşif avansını yatırmadığı, bu nedenle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163 ve 414 maddesine göre; tanınan sürenin bu süreye riayet etmeyen taraf aleyhine sonuç doğurabilmesi için buna ilişkin ara kararında hakim ve mahkeme personelinin yol tazminatı, taşıt giderleri, tanık ve yerel bilirkişi ücretleri, bilirkişi ve tanıklara davetiye giderleri ve işin durum ve içeriğine göre uzman bilirkişi ücretlerinin ayrıntılı olarak saptanması ayrıca ücretin yatırılmasından itibaren tebligat işlemlerinin yapılması için uygun süre tanınması ve kesin önel gereğinin yerine getirilmemesi durumunda doğuracağı hukuksal sonuçların açıklanması gerekir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 3.4.2007 tarihli ara kararda 9.5.2007 tarihi için keşif günü verildiği, mahkeme heyeti, teknik bilirkişi, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinin ücreti belirtildiği halde, mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerin keşif yerinde hazır bulunmalarını bildirir davetiye masrafları belirlenmediği gibi ayrıca, davacı vekilinin hazır bulunduğu 3.4.2007 tarihinde kendisine keşif masraflarını yatırması için keşif gününden asgari 1 gün öncesine kadar kesin süre verildiği, sürenin son gününe rastlayan 8.5.2007 günü masraf yatırılmış olsa bile keşif günü 9.5.2007 olarak belirlendiğinden keşfin hazır edilip yapılması mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece masrafların yatırılması için verilen kesin süre keşif tarihine göre yeterli bulmadığından yapılamayacağı önceden belli olan keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Bu tür bir ara kararına dayanılarak da keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, tanıklar ve teknik bilirkişilere verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde tek tek gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için davacı tarafa makul bir süre tanınmalı, tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin olmasına dikkat edilmeli, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yasaya uygun olmayan ihtar sonucu davanın reddine karar verilmesi isabetsiz bulunduğu gibi; davacı tarafından aynı dava dilekçesi ile dava konusu edilen 106 ada 53 sayılı parsel hakkında 20.6.2006 tarihli celsede tefrik kararı verilip davası ayrı esasa kayt edildiği halde, 106 ada 53 sayılı parsel hakkında davanın reddine karar verilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.