YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2672
KARAR NO : 2008/2212
KARAR TARİHİ : 08.04.2008
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 6336 parsel sayılı 1128 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … … ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kadastro sonucu davalı … … adına oluşan tapu kaydının iptali ve adına tescili istemi ile açmış, davalılardan … … ise, …’in müdahalesinin men-i istemi ile dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı-karşı davalı …’in açtığı tapu iptali ve tescil davasının reddine, davalı-karşı davacı … …’in açtığı men-i müdahale davasının kabulüne, davacı-karşı davalı …’in taşınmaza vaki tecavüzünün önlenmesine karar verilmiş; hüküm, davacı-karşı davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının tapu kaydından kaynaklanan miras payına dayanarak çekişmeli parsel hakkında açtığı davada yazılı gerekçelerle davanın reddine dair hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. 4721 sayılı T.M.K.’nun 640. maddesi uyarınca birden çok mirasçısının olması halinde miras bırakandan intikal eden pay için iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin geçerli olduğu, bu nedenle intikal eden pay için ya tüm mirasçıların birlikte dava açması veya diğer mirasçıların muvafakatinin alınması ya da miras şirketine mümessil tayin edilmiş olması gerekir. Belirtilen nedenle diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin sağlanması, mümkün olmadığı takdirde terekeye mümessil tayini suretiyle davaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeyerek, işin esasına girilmek suretiyle taraflar arasında kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsiz bulunduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine yer olmadığına, 8.4.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.