Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/279 E. 2008/3596 K. 20.05.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/279
KARAR NO : 2008/3596
KARAR TARİHİ : 20.05.2008

MAHKEMESİ : … 9. İCRA MAHKEMESİ

İİK’nun 337, 337/a ve 345/a maddelerine muhalefet etmek suçundan suçundan sanıklar … ve …’nın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde müşteki vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5358 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı İİK’nun 346.maddesindeki “Bu Kanun hükümlerine göre disiplin veya tazyik hapsine icra mahkemesi karar verir. İcra Mahkemesinin görevine giren bu işler, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez. Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesinde bakılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, maddenin 2.fıkrasında yer alan hükmün farklı mahkemelerde görülen ceza davaları ile ilgili olduğu, İcra Mahkemesinin görevine giren suçların yargılamasına ilişkin bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamenin 2.bendinde yer alan görüşe iştirak edilmemiştir.
Müştekinin, sanıkların müeyyidesi disiplin hapsi olan mal beyanında bulunmamak eylemi yanında, yaptırımı hapis cezasını gerektiren ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek ve sermaye şirketinin iflasını istememek suçlarından da cezalandırılmasını talep ettiği, bu itibarla mahkemece verilen 15.05.2007 tarihli beraat kararının, mal beyanında bulunmama eylemi yönünden İİK’nun 353/1. maddesi uyarınca itiraza, diğer ticareti terk ve sermaye şirketinin iflasını istememek suçları yönünden de temyiz incelemesine tabi olduğu halde, karara karşı itiraza bakan … 7. Ağır Ceza Mahkemesince suç ayrımı yapılmadan genel olarak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, karar yok hükmünde sayılmalı ve müşteki vekilinin 15.5.2007 tarihli dilekçesi de temyiz dilekçesi olarak kabulü ile yapılan inceleme sonunda;
1-Mal beyanında bulunmamak eylemine yönelik olarak kurulan hüküm, İİK’nun 353/1.maddesi uyarınca itiraza tabi olduğundan itiraz merciince karar verilmesi gerekmekle temyiz isteminin REDDİNE,
2-Ticareti terk suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda;
Sanıklara isnat edilen suçun oluşabilmesi için şirketin fiili olarak ticareti terk etmesi ve bu durumu 15 günlük süre içerisinde bağlı bulunduğu ticaret siciline bildirmemesi gerekmektedir. Fiili durumun araştırılarak, şirketin gerçekten ticareti terk edip etmediği yönünde zabıta araştırması yaptırılmadan Vergi Dairesi Başkanlığından da mükellefliğinin devam edip etmediği sorulmadan,
3- Sermaye şirketinin iflasını istememek suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucunda ise;
Sanıklara isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179. ve TTK’nun 324.maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenerek sonucuna göre şirketin iflasının gerekip gerekmediği tespit edilmelidir. Bu çerçevede mahkemece borçlu anonim şirkete ait ticari defterler ve bilançolar getirtilip, bilirkişi incelemesine tabi tutulmadan,
Eksik inceleme ile sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilerek sonucunda beraatlerine karar verilmesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle müşteki vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün farklı gerekçelerle BOZULMASINA, 20.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.