YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/2965
KARAR NO : 2008/6530
KARAR TARİHİ : 21.10.2008
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, sona eren üyelik sırasında kooperatife ödenen aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften ihraç edildiğini ileri sürerek, yaptığı ödemelerin karşılığı 6.000-YTL’nin ve munzam zararı karşılığı 1.000-YTL’nin temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, davacının ödemelerinin bankaya depo edildiğini, başka bir alacağının bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, esasen davacının alacağının bulunmadığı, ancak kooperatifçe bankaya 408-YTL’nin bloke edilmesiyle bu miktarda alacağının olduğunun kabul edildiği, bir alacak olmadığı gibi temerrüde düşürme de söz konusu olmadığından munzam zarar istenemeyeceği gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, 408-YTL’nin 23.06.2006 tarihinden itibaren temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, yerinde olmayan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Ancak, dava kooperatif üyeliğinden istifa eden davacının, ödediği aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de kararın gerekçesinde de belirtildiği üzere, somut olayda BK.nun 90. ve devamı maddeleri kapsamında alacaklının temerrüdü oluşmamıştır. Bu durumda, gerek 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17. ve gerekse yapı kooperatifleri tip anasözleşmesinin 15. madde hükümleri uyarınca, kooperatiften ayrılan ortağın hakları, ortaklıktan çıktığı veya çıkarıldığı yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Hakların ödenmesi ise, bu bilançonun kesinleşmesinden, yani bilançonun genel kurulca kabulünden itibaren en erken bir ay sonunda mümkün hale gelir. O halde, davacının ihracının kesinleştiği 2004 yılının bilânço genel kurulu 15.1.2005’de yapıldığından, davacıya iade edilecek aidat bedelleri toplamı bundan bir ay sonra muaccel olduğundan, bu tarihten itibaren davacının temerrüt faizine hak kazanacağı dikkate alınması gerekir. Kabule göre de; dava 15.5.2006 tarihinde açıldığı ve mahkeme kararında temerrüt faizinin dava tarihinden uygulanması gerektiği belirtildiği halde, karar tarihinde hataya düşülerek, temerrüt faizinin 23.05.2006 tarihinden başlatılması şeklinde kurulan hüküm de doğru olmadığından, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, 21.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.