Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3007 E. 2008/4767 K. 30.06.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3007
KARAR NO : 2008/4767
KARAR TARİHİ : 30.06.2008

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, ancak usulsüz ihtarlar sonucu ihraç edildiğini savunarak, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ihraç kararının doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, ihtarların usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesi ile kooperatif ana sözleşmesinin 14/2. maddesine göre parasal yükümlülüklerini otuz gün geciktiren üyelere ihtar yapılacağı ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin üyelikten çıkarılacağı hükmü mevcut olup, davalı kooperatifçe davacıya çıkarılan ihtarnamelerde bildirilen borca karşı davacı vekilince itiraz edilmiştir. Parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir ortağın haklı olarak ihracına karar verilebilmesi için gerekli olan koşullardan biri de üyeye gönderilecek her iki ihtarda da ödemesi gereken tutarın anapara ve varsa faiz borcunun doğru olarak gösterilmesi zorunluluğudur. Çünkü ihtarlarda istenilen alacağın, gerçek borçtan önemli derecede fazla olması durumunda, üyenin 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddelerine uygun olarak temerrüde düştüğü ve buna göre ihraç kararının da hukuka uygun olduğu kabul edilemeyecektir. Öte yandan, ihtarda istenilen alacak miktarının, yasa ve ana sözleşme gereğince muaccel olup olmadığı hususunun da incelenmesi gerekir. Ancak, somut olayda mahkemece, yukarıda açıklanan hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere masraf yatırması için davacı tarafa süre verilmiş ise de bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, ihtarların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, masraf yatırılması için davacıya verilen süre Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163. maddesine uygun şekilde verilmiş bir kesin süre olmadığı gibi, esasen dava da kesin süreye rağmen masraf yatırılmadığı gerekçesiyle değil, ihtarların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle esastan reddedilmiştir. Bununla beraber, davacı tarafça masrafın yatırıldığı savunulmuş olduğu halde bunun doğru olup olmadığı hususu da araştırılıp açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu durumda, mahkemece, ihtarnamelerle davacıdan istenilen borcun doğru ve muaccel olup olmadığının incelenmesi, bu amaçla bilirkişi incelemesi yapılması amacıyla masraf yatırılıp yatırılmadığının ./..
2008/3007-4767 S/2

araştırılması, yatırılmamış ise bunun için davacıya usulüne uygun olarak kesin süre verilmesi, verilen kesin süreye rağmen ücret yatırılmadığı takdirde davanın Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163. maddesi uyarınca kesin süre nedeniyle reddine karar verilmesi, ücret yatırılması halinde ise yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden tarafa iadesine, diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 30.6.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.