YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/311
KARAR NO : 2008/300
KARAR TARİHİ : 22.01.2008
MAHKEMESİ : … İCRA MAHKEMESİ
Alacaklıyı zarara sokmak için mevcudu eksiltmek suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda 2004 sayılı İİK’nun 331.maddesine göre eylem için hapis ve adli para cezası olarak müeyyideye bağlanmış olduğu ve Cumhuriyet Savcılığınca yapılacak soruşturma sonucunda uzlaşma usulü de uygulandıktan sonra delil durumuna göre soruşturma sonucunda İcra Ceza Mahkemesine usulüne uygun iddianame ile dava açılması gerektiğinden bahisle, yargılamanın durdurulmasına ilişkin Ayvalık İcra Mahkemesinin 03.05.2007 tarihli ve 2006/203-2007/123 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, sanığa isnat olunan suçun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 333/a maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1.fıkrasında “…bu işlem ve eylemlerin başka bir suç oluşturmaması halinde, alacaklının şikayeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır” hükmünün yer aldığı, yine anılan kanunun 349.maddesinde muhakeme usulüne yer verilmiş olup, buna göre şikayetin dilekçe ile veya şifahi beyanla icra mahkemesine yapılacağı, öte yandan 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5358 sayılı Kanun’un 18.maddesiyle değişik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 346.maddesinin son fıkrasında yer alan “Bu bapta yer alan suçlarla ilgili davalara, İcra Mahkemesince bakılır” hükmü karşısında, sanığa yöneltilen suç hakkında iddianame ile dava açılmasının gerekmediği, icra mahkemesine verilecek dilekçe ile yargılamaya başlanacağı gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 09.11.2007 gün ve 56952 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 13.12.2007 gün ve KYB.2007/256336 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin 16.5.2001 havale tarihli dilekçesiyle sanığın İİK’nun 331.maddesi gereği cezalandırılmasının talep edildiği, 30.01.2002 tarihli iddianamenin bu doğrultuda düzenlendiği ve tüm yargılama sürecinin İİK’nun 331.maddesine göre yapılmasına karşın tebliğname ile İİK’nun 333/a maddesi gereğince bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmakla, borçlu sanık hakkında İİK’nun 331.maddesine göre tebliğname tanzimi gerekip gerekmediğinin takdiri için dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.1.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.