YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3306
KARAR NO : 2009/5155
KARAR TARİHİ : 17.07.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar … … ve arkadaşları, Kadastro Mahkemesi kararlarına istinaden kısmen ya da tamamen Hazine adına tapuya tescil edilen toplam 1.458.838 metrekare yüzölçümündeki 1343, 1344, 1345, 1359 ila 1363, 1246 ila 1251, 1254, 1257, 1266, 1270, 1273, 1274, 1277, 1280, 1281, 2045, 2046, 2048, 2055, 2057, 2073, 2076, 2077, 1698, 1702, 1733, 1767, 1772, 1784, 1788, 1313, 1319, 1610, 1, 98, 99, 100, 151,410, 1546 ve 1613 sayılı parsellerde Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının iptali ve adlarına tescili istemiyle, tapu kayıtlarına dayanarak her bir parsel için ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, 1343, 1344, 1345, 1359 ila 1362, 1246 ila 1251, 1254, 1257, 1266, 1270, 1273, 1274, 1277, 1280, 1281, 2048, 2055, 2057, 2076, 1698, 1702, 1733, 1767, 1772, 1784, 1788, 1313, 1319, 1610, 98, 99, 100, 151, 410, 1546 ve 1613 parsel sayılı taşınmazların tamamının, 2077, 2045, 2046, 2073, 1363 ve 1 sayılı parsellerdeki Hazine payına ait tapu kayıtlarının iptali ile toplam 11880/25920 paylarının davacılar adına tesciline, kalan payların ise kayıt malikleri üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların davacıların tutundukları tapu kayıtları kapsamında kaldığı kabul edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. Dosya içinde mevcut ve Dairemizin geri çevirme kararları ile dosya içine getirtilen tapu kayıtlarından davacıların tutundukları tapuların temelde iki kök tapudan geldiği; bunlardan birincisinin 10.000 dönüm miktarlı ve Ağustos 1325 tarih 143 sıra numaralı, diğerinin ise 10.143 dönüm miktarlı Ağustos 1314 tarih 122 sıra numaralı tapudan tedavülen gelen kayıtlar olduğu anlaşılmaktadır. 143 sıra numaralı tapu kaydı nısıf meranın 1/5 hissesine, 122 sıra numaralı tapu kaydı ise meranın nısfına aittir. Mahkemece bu kayıtların geldileri araştırılıp dosya içine getirilmesi sağlanmadığı gibi, sözü edilen tapu kayıtlarının tüm tedavülleri de eksiksiz olarak getirilememiştir. Davacılar, tapularda miras bırakanları … Hanım’ın paydaş olduğunu, ölümüyle payının mirasçılarına kaldığını ve kendilerinin de … Hanımın çocuklarından … … ve … …’nın mirasçıları olduklarını iddia etmektedirler. Tapu kayıtlarının dosyada mevcut olan … ve gittileri üzerinde yapılan incelemede davacıların dayandıkları Ağustos 1327 tarih 59 sıra numaralı tapu kaydının Ağustos 1314 tarih 122 sıra numaralı tapu kaydından tedavülen geldiği, Şubat 1326 tarih 49 sıra numaralı tapuda … Hanım adına kayıtlı olan 1/4 payın … Hanımın 1327 tarihinde ölümü üzerine Ağustos 1327 tarih 59 sıra numaralı tapu kaydıyla … Hanım evlatları …, …, …, … (… …), … ve … (… …)’ya intikal ettiği, davacıların dayandıkları diğer tapu olan Ağustos 1327 tarih 60 sıra numaralı tapu kaydının ise Ağustos 1325 tarih 143 sıra numaralı tapudan tedavülen geldiği, Ağustos 1325 tarih 160 sıra numaralı tapuda … Hanım adına kayıtlı olan nısıf meranın 1/5 payının … Hanımın vefatı üzerine Ağustos 1327 tarih 60 sıra numaralı tapu kaydıyla yukarıda isimleri yazılı … Hanım çocuklarına intikal ettiği anlaşılmaktadır. Ne var ki, her iki tapu kaydının da mirasçılar arasında yapılan taksimde, bu taşınmazların … Hanımın kızı … payına isabet ettiği belirtilerek Aralık 1329 tarih 32 ve 33 sıra numaralı tapu kayıtları ile … Hanım’a intikal ettiği ve davacıların miras bırakanları … … ve … …’nın sözkonusu tapu kayıtlarında paylarının kalmadığı görülmektedir. Davacıların sözünü ettikleri diğer tapu kaydı ise 10.000 dönümlük Ağustos 1325 tarih 143 sıra numaralı tapu kaydıyla aynı kökten geldiği anlaşılan Mayıs 1313 tarih 17 sıra numaralı tapudan gelen kayıtlardır. Sözü edilen tapu kaydı ile tedavüllerinin incelenmesinde, Mayıs 1313 tarih 17 sıra numaralı tapu kaydıyla meranın 1/5 hissesinin … Hanım’a ait olduğu, O’nun 1318 yılında ölümüyle çocukları … ve … Hanımlara kaldığı, … hissesinin ölünceye kadar bakmak şartıyla Mayıs 1332 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydıyla zade …’e intikal ettiği, ondan da Kanunievvel 1332 tarih 95 sıra numaralı tapu kaydıyla … Hanıma intikal ettiği görülmektedir. Mayıs 1332 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda “… Hanıma Şubat 1326 tarihinde ayrı senet verildiği” ifade edilmektedir. Mahkemece, Ağustos 1327 tarih 59 ve 60 sıra numaralı tapu kayıtlarında … Hanım mirasçılarına ait payların paylaşım sonucu … Hanıma intikal ettiği ve davacıların murislerinin paylarının kalmadığı dikkate alınmadığı gibi Mayıs 1332 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda sözü edilen Şubat 1326 tarihli tapu kaydı da gereğince araştırılmamıştır. Söz konusu iktisap sütununda açıklanan tedavül (10.000 dönümlük tapuyla ilgili), dosyada mevcut Ağustos 1326 tarih 49 sıra numaralı (10.143 dönümlük tapu) tapu kaydındaki iktisap sebebi ile benzerlik arz ettiğine göre bulunamayan bu tapu kaydının Şubat 1326 tarih 49 sıra numaralı tapu kaydının öncesi ya da sonrası olması (Şubat 1326 tarih 46, 47 ya da 50, 51 sıra numaralar gibi) kuvvetle muhtemeldir. Mahkemece bu konuda titiz bir araştırma yapılmamıştır. Davacıların taşınmazlar üzerinde zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Esasen davacılar da tapuya dayalı hak talebinde bulunmuşlardır. Söz konusu tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar üzerinde hak talep edebilmeleri için davacıların öncelikle tapularda payları bulunduğunu kanıtlamaları gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi davacıların Ağustos 1327 tarih 59 ve 60 sıra numaralı tapu kayıtlarında bir hakları kalmamıştır. Geriye, Mayıs 1332 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda yazılı … Hanım payı kalmaktadır. Ancak Aralık 1329 tarih 32 ve 33 sıra numaralı tapu kayıtlarının iktisap sütunlarının incelenmesinde … Hanım mirasçıları arasında yapılan paylaşmada nizalı taşınmazlardaki payların … Hanıma intikal ettiği ve davacıların murislerinin paylarının kalmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mayıs 1313 tarih 17 sıra numaralı tapudan tedavülen gelen ve Mayıs 1332 tarih 34 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda açıklanan … Hanım payının, … Hanım mirasçıları arasında yapılan paylaşma dışında kaldığını ve halen bu pay üzerinde hak sahibi olduklarını kanıtlama yükümlülüğü davacılara düşmektedir. Davacıların paylarının bulunduğu hususu ise ancak sözü edilen paya ait tapu kayıtlarının bulunması ve söz konusu payın halen … Hanım yada mirasçıları üzerine kayıtlı olduğunun anlaşılması ile mümkün olabilecektir.
Diğer taraftan dava konusu taşınmazların mahkeme kararlarına istinaden tapuya tescil edildikleri anlaşılmakta olup ilgili dava dosyaları getirtilmemiş, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine bir kısım dava dosyaları getirtilmiş ise de bu dava dosyaları arasında çekişmeli 1313, 1345, 1359, 1362, 1363, 1366, 2045, 2055, 1698, 1702, 1733, 1767, 1788 ve 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava dosyaları bulunmamaktadır. Keza, dosyada mevcut tapu kaydı örneğinde çekişmeli 1344 parsel sayılı taşınmazın malikhanesi açık gözükmektedir. Mahkemece bu durumun maddi hatadan mı kaynaklandığı yoksa 1344 sayılı parselin tapuda malik hanesinin halen açık mı bulunduğu araştırılmamıştır. Mahkemece yapılan keşif ve alınan fen bilirkişi raporu da ihtilafın çözümü için yetersiz bulunmaktadır. Tapu kayıtlarının kapsamı yöntemince araştırılmamış, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak sağlar, dayanak tapu kayıtlarının yüzölçümüne göre kapsamını ve nizalı taşınmazların davacıların tutundukları tapu kayıtlarından hangisinin kapsamında kaldığını gösterir ayrıntılı harita düzenlemesi istenmemiştir.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşabilmek için, öncelikle davacılara 10.000 ve 10143 dönümlük tapularda pay sahipleri olduklarını kanıtlama olanağı sağlanmalı, davacılar tarafından bu husus kanıtlanamadığı takdirde davaların reddine karar verilmeli, buna karşılık davacıların sözü edilen tapu kayıtlarında paylarının kaldığının kanıtlanması halinde, çekişmeli taşınmazların tapuya tescillerine esas dava dosyalarının tamamı dosya içine celb edilmeli, söz konusu davalar ile 10.000 ve 10.143 dönümlük tapulara kapsam tayin edilip edilmediği, tapu kaydının kapsamı hususunda Hazine’yi bağlayan kesinleşmiş bir hüküm bulunup bulunmadığı araştırılmalı, Hazine’yi bağlayan ve tapu kayıtlarının yüzölçümünü esas alan bir kapsam tayininin mevcut bulunması halinde çekişmeli taşınmazların söz konusu kapsam içinde kalıp kalmadıkları o haritalar uygulanmak ve pafta haritasıyla çakıştırılmak suretiyle belirlenmeli, tapu kayıtlarına Hazine’yi bağlar tarzda bir kapsam tayin edilmemiş ise mahallinde yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifle tapu kayıtlarının gayrisabit hudutlu bulunmaları nedeniyle kapsamlarının yüzölçümleri ile sınırlı oldukları gözönünde bulundurularak yöntemine uygun şekilde kapsamları ayrı ayrı belirlenmeli, yerel bilirkişiler tarafından bilinemeyen sınırlar yönünden davacılara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, fen bilirkişisinden keşfi izlemeye olanak sağlar, 10.000 ve 10.143 dönümlük tapu kayıtlarının kapsamlarını (gerekirse ölçek daraltılarak) ve nizalı taşınmazların konumunu gösterir birleşik harita istenmeli, 1344 parsel sayılı taşınmazın tapuda malikhanesinin açık bulunması halinde bu parsel yönünden genel mahkemelerin görevli bulunup bulunmadığı tartışılmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmesi isabetsizdir. Kabule göre de davacıların tutundukları tapu kayıtları tam paya ilişkin olmayıp, davacılara tapu kayıtlarında yazılı … Hanım payı üzerinden pay verilmesi gerekirken, tapu kayıtları taşınmazın tamamına ilişkin olduğu kabul edilerek pay verilmiş olması da doğru bulunmamaktadır. Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.07.2009 gününde oybirilğiyle karar verildi.