Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/377 E. 2008/397 K. 25.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/377
KARAR NO : 2008/397
KARAR TARİHİ : 25.01.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 122 ada 25 parsel sayılı 32.972,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle davalı … adına tarla niteliği ile tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve …Köyü Tüzel Kişiliği vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeni ile davalı … adına özel mülkiyete konu tarla niteliği ile tespit edilmiştir. Kadastro davaları lehine tespit yapılan özel ya da gerçek kişi aleyhine açılabilir. Davacı tarafından husumet yöneltilen … Köyü Tüzel Kişiliği tespit maliki olmadığı gibi, tespitin niteliği gereği husumetin Köy Tüzel Kişiliğine yaygınlaştırılması gereken bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece, davalı olarak gösterilen … Köyü Tüzel Kişiliği hakkındaki davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek davanın gerçek tarafı olmayan köy aleyhine kesin hüküm oluşturacak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Ayrıca çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve tespit gününe kadar davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki çekişme, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17.maddelerinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde 4753 Sayılı Yasa uyarınca çalışma yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu çalışmalara ilişkin belgeler getirtilmediği gibi çekişmeli taşınmaza komşu parsel tutanakları ile bunların dayanağı kayıtların dosya içinde bulunmadığı, keşifte de uygulanmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca mahallinde yapılan keşifte yerel bilirkişi ve davacı tarafından taşınmazın ecrimisil karşılığı kullanıldığı belirtildiği halde, taşınmaza 1970 tarihinden bu yana zilyet olduğu anlaşılan davacının zilyetliğini hangi sıfatla sürdürdüğü, malik mi, kiracı mı, şagil mi olduğu araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik, yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile
hüküm kurulamaz. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmazlara komşu parsellere ait tespit tutanakları ile dayanağı belgeler, Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü’den nizalı taşınmaza ait belirtmelik tutanağı, tablendikatif, tevzii paftası getirtilmeli, ayrıca, çekişmeli taşınmazın ecrimisil karşılığı kullanılıp kullanılmadığı araştırılarak varsa buna ilişkin kayıtlar Mal Müdürlüğünden celbedilip dosyasına konulduktan sonra mahallinde uzman bilirkişilerin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Uzman bilirkişilerden komşu parsellerle mukayeseli incelemeyi içerir ayrıntılı ve hüküm için yeterli rapor alınmalıdır. Ayrıca; keşifte hazır olacak bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi hususlarında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler usulen giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, tespite aykırı bir sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkiler giderilmelidir. Taşınmazın öncesi, niteliği, zilyetlik şekli ve süresi hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde araştırılıp incelendikten sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.1.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.