Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/380 E. 2008/217 K. 21.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/380
KARAR NO : 2008/217
KARAR TARİHİ : 21.01.2008

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 130 ada 21 parsel sayılı ve 26012.01 metrekare yüzölçümündeki ve 128 ada 7 sayılı parsel miktarı belirlenmeden Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacılar…. ve ….tarafından davalılar aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve çekişmeli 130 ada 21 ve 128 ada 7 sayılı parsellerin davacı … ve … adına 1/2 hisseler oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; dava konusu taşınmazların tespiti davalı oldukları söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle yapılmıştır. Tespitten önce davacılar tarafından açılan tescil davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların tespiti 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne göre yapıldığından bu şekilde tespiti yapılan taşınmazların 30 günlük askı ilanının Kadastro Mahkemesince yapılması zorunludur. Ancak Kadastro Mahkemesince yöntemine uygun şekilde 30 günlük askı ilanı yapılmamıştır. Kural olarak askı ilanı yapılmadıkça ve yasada öngörülen 30 günlük itiraz süresi dolmadıkça duruşmaya başlaması olanaksızdır. O halde öncelikle çekişmeli taşınmazlarla ilgili, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11. ve 27. maddesi hükmünde öngörülen şekilde yöntemine uygun askı ilanı yapılmalı, askı ilan süresi içerisinde taşınmazın tespitine karşı davacılardan başka itiraz eden bulunduğu takdirde davada itiraz edenlerin de taraf olacağı düşünülmeli ve yasada öngörülen süre dolduktan sonra davaya bakılmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek işin esası hakkında hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; çekişmeli taşınmazlara komşu bulunan parsellerin onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan kayıtlar dosyaya getirtilip keşifte uygulanmaması, çekişmeli taşınmazlar yönünü ne
olarak okuduğunun denetlenmemesi, taşınmazlara kadastro tespitinde uygulanan vergi kayıtları hudutlarının komşu parseller tutanakları ve dayanağı olan kayıtlar nazara alınarak uygulanmaması ve mahalli bilirkişi ile tanık beyanlarının buna göre denetlenmemesi de usulsüz olup temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.1.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.