Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/3852 E. 2009/4072 K. 09.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3852
KARAR NO : 2009/4072
KARAR TARİHİ : 09.06.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “… ve … Köyü Muhtarlıklarına katılma harçlarını yatırmaları için önel verilmesi, mahallinde keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığının yöntemine uygun şekilde araştırılması, öncesinin mera olmaması halinde kim veya kimlerden kaldığı, üzerindeki zilyetliğin başlangıcı ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, Yusufeli Sulh Hukuk Mahkemesinin 1951/16-111 sayılı dava dosyasının getirtilmesi, dosyanın bulunamaması halinde mahkeme ilamı uygulanarak çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı gösterir geniş ölçekli rapor ve kroki alınması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının davasının kabulüne, çekişmeli 105 ada 2 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 48.924,46 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı adına tescile karar verilen taşınmaz bölümü üzerinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz kadastro sırasında “ham toprak” vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Taşınmaz başında yapılan 13.07.2005 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık sözlerinden çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı tarafından sürdürülen zilyetliğin kadastro tespit gününe kadar 20 yıla ulaşmadığı ve öncesinin boş olduğu anlaşılmaktadır. 17.09.2007 tarihli keşifte bir kısım bilirkişi ve tanıklar çekişmeli taşınmaz bölümünü davacıdan önce de babasının ve dedesinin kullandığını söylemişlerse de bu beyanlar olaylara dayanmayan soyut içerikli beyanlardır. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tarım arazilerinin çok küçük miktarlı olmalarına karşın çekişmeli taşınmaz bölümü gibi 50 dönüme yakın bir taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe ilişkin beyanların son derece çelişkili, yetersiz ve soyut içerikli olması hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir. Diğer taraftan ilk keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz bölümünün miktarı 43.520,99 metrekare iken ikinci keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi raporunda 48.924,46 metrekare olarak belirlenmiş bulunması zilyetliğin yeni başladığını ve genişletilerek sürdürüldüğü düşüncesini desteklemektedir. Nitekim her iki keşif sonucu alınan ziraatçi bilirkişi raporları, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin uzun yıllara dayandığı bilgisini içermediği gibi ilk keşif sonrası alınan 02.08.2005 tarihli ziraatçi bilirkişi raporunda zilyetliğin 3-4 yıllık olduğu özellikle ifade edilmektedir. Açıklanan olgular karşısında taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iktisabı sağlar süreye ulaştığının kanıtlanamadığını, aksine davacı tarafın zilyetliğinin son birkaç yıl içinde başladığı sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine ve çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar vermek gerekirken yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; çekişmeli taşınmazın davacı adına tescile karar verilen bölümü dışında kalan bölümü hakkında tescil hükmü kurulmaması da isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.06.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.