YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3924
KARAR NO : 2009/1030
KARAR TARİHİ : 24.02.2009
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif kredi borcuna ilişkin menfi tespit istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kefili olmadığı senet hakkında aleyhine yapılan icra takibi sonucunda 7.244,61-YTL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, anılan meblağın temerrüt faiziyle davalıdan istirdadını ve % 40 kötü niyet tazminatının da davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddine ve % 40 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davaya konu senetteki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığın tespitine, 7.244,61-YTL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kredi sözleşmesine dayalı ve icra tehdidi altında fazla ödendiği iddia edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir. İİK’nun 72. maddesinde “Takibe itiraz etmemiş veya itirazın kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geri alınmasını isteyebilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Anılan yasal düzenlemede öngörülen dava açma süresi, hak düşürücü nitelik taşıdığından mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Somut olayda davacı tarafça İİK’nun 72. maddesi kapsamında bir istirdat davası açılmış, bu bağlamda anılan yasal düzenlemeye mahsus olmak üzere ayrıca % 40 kötüniyet tazminatı istenilmiştir. Ancak, davacı tarafından icra dosyasına 02.05.2005 tarihinde ödeme yapılmış, dava ise 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 18.07.2006 tarihinde açılmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının haklı olup olmadığına bakılmaksızın, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davanın İİK’nun 72. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 24.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.