YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4134
KARAR NO : 2009/1701
KARAR TARİHİ : 17.03.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, ancak kooperatifçe bunun kabul edilmediğini, oysa kendisi hakkında üyelik devri ya da ihracın söz konusu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin 31.03.2005 tarihi itibarıyla üye olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif tasfiye memurları, kooperatifin en son 1997 yılında genel kurulunun toplandığını, bu nedenle 2002 yılında mahkeme kararı ile tasfiyesine karar verildiğini, 2004 yılında yapılan ilana göre davacının başvuruda bulunmadığını ve sonuçta 2006 yılında kooperatifin tasfiyesinin sonuçlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının tasfiye aşamasında kooperatif kayıtlarında adına rastlanmadığı, buna göre üyeliğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinin tespiti istemine ilişkindir. Kooperatif tüzel kişiliği, ticaret şirketlerinde olduğu gibi ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, bu durumda tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, kooperatifin yeniden ihyası sağlanmalı ve kooperatif tüzel kişiliğine karşı dava açılmalıdır. Somut olayda dava kooperatif aleyhine açılmış olup, davadan önce 2006 yılı şubat ayında davalı kooperatifin sicilden terkinine karar verilip karar ilan edildiğine göre, davada yasal hasım olması gereken kooperatifin terkin kaydının iptali ve ihyası amacıyla dava açması hususunda davacıya süre verilerek, buna göre taraf teşkilinin sağlanması ve sonucuna göre yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 17.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.