Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/4295 E. 2009/2373 K. 07.04.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4295
KARAR NO : 2009/2373
KARAR TARİHİ : 07.04.2009

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR :

Taraflar arasında kooperatif üyeliğine dayalı fazla ödenen paranın istirdadı istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyeliğinden istifa eden davalının çıkma payına ilişkin olarak müvekkiline karşı başlattığı icra takibi sonucunda davalıya fazladan para ödendiğini ileri sürerek, şimdilik 4.500,00-YTL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafından, davacı kooperatiften fazla para tahsil edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 3.619,89-YTL’nin temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükmü taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava kooperatif üyeliğinden ayrılan davalıya fazladan iade edilen aidat bedellerinin kısmen istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu davada uyuşmazlık, esasen ödenen paranın iadesinin BK’nın 62. maddesi kapsamında istenip istenemeyeceği noktasındadır. Her ne kadar, davacı tarafça istirdadı istenilen alacağın tahsili için icra takibi başlatılmış ise de; davalıya icra kanalı ile ödeme yapılmamış, taraflar arasında rızaya dayalı olarak yapılan anlaşma sonucunda ve ibraname ile ödeme yapıldığı savunulmuş olup, bu husus davacı tarafın da kabulündedir. Buna ilişkin ibraname de dosyadadır. BK’nın 62. maddesine göre; borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Bu yasa hükmüne göre, somut olayda icra takibi olsa da ödeme taraflar arasındaki anlaşmaya göre yapılmıştır. Ödemede bir hatanın varlığı da ispat edilememiştir. Anılan yasa hükmü karşısında davacı tarafın, anlaşmanın haczin kaldırılmasının önlenmesi amacıyla yapıldığı şeklindeki savunmasına değer verilmez. Zira davacı tarafça icra takibinin ve bu bağlamda haczin önlenmesi için hiçbir yasal yol kullanılmamış; davalı tarafça anlaşma yapılarak para haricen ödenmiştir. Bu durumda mahkemece, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 07.04.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.