YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4724
KARAR NO : 2009/840
KARAR TARİHİ : 19.02.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Yargıtay duruşması için gerekli tebligat giderlerinin ödenmemesi nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 335 parsel sayılı 4400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ifraz, paylaşma, satış, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … adına tespit edilmiştir. Kadastro komisyonunca … …, … … ve … …’in itirazların reddine, taşınmazın tashihen, ölü olduğu da belirtilmek suretiyle … oğlu … … adına tesciline karar verilmesi üzerine davacı …, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında … … tapu kaydı, harici satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak; … … ise taşınmazda 1/3 payı olduğunu ileri sürerek ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanmak suretiyle davaya katılmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının kabulüne müdahil davacıların davasının reddine çekişmeli parselin davacı … mirasçıları adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil … … mirasçısı … …, müdahil … … mirasçısı … … ile davalı … ve … … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı ve müdahillerin zilyetliğinin zora dayalı olarak başladığı ve iyi niyetli olmadığı, bu şekilde sürdürülen zilyetliğin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme hakkı doğurmayacağı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de mahkemece yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın 1944-1948 yıllarına kadar davacı … ve murislerinin zilyetliğinde olduğu, ancak bu tarihten itibaren kadastro tesbit tarihine kadar davalı … … ve müdahil … … ile müdahil … … ve bayii Hanife Meşe’nin zilyetliğinde bulunduğu tartışmasızdır. Davalı ve müdahillerin davacı … adına zilyet olduğuna dair bir iddia ve delil de bulunmamaktadır. O halde davalı ve müdahillerin taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olduklarının kabulü zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde yazılı koşullar arasında “malik sıfatıyla zilyet olma” koşulu mevcut olup gerek anılan maddede ve gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713. maddesinde malik sıfatıyla sürdürülen zilyetliğin “iyi niyetli” olması koşulu yer
almamaktadır. Adına tescil kararı verilen davacının taşınmaz üzerinde 1948 yılından bu yana zilyetliğinin olmadığı ve lehine 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14. maddesinin koşulları oluşmadığı, buna karşın davalı … …, müdahil … … ve … …’ın ve mirasçılarının zilyetliğinde bulunduğunun anlaşılması nedeniyle mahkemece taşınmazın eşit paylarla davalı … … mirasçıları ile katılan … … mirasçıları ve katılan … … mirasçıları adlarına tesciline karar vermek gerekirken davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.