YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5087
KARAR NO : 2009/4614
KARAR TARİHİ : 23.06.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı menfi tespit istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiştir. Ancak, hükmün miktarı itibarıyla, davanın HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kendisine gönderilen ihtarname ile borçlu olduğu belirtilerek talepte bulunulduğunu, ancak kendisinin borçlu olmadığını ileri sürerek, toplam 2.508,00-YTL borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı hakkındaki ihraç kararının iptal edildiği, yapılan inceleme ve alınan rapor doğrultusunda davacının 469,98-YTL anapara ve 715,30-YTL gecikme faizi borcunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının 20.09.2001 tarihi itibarıyla 405,28-YTL anapara ve 898,20-YTL gecikme faizi borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif aidat borcuna ilişkin menfi tespit davası olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan borç hesaplaması, esas itibarıyla taraflar arasındaki üyelik ilişkisi gereği uygulanması gereken ilkelere göre yapılmamıştır. Bilirkişi raporunda, kooperatif genel kurulu tarafından bu yönde bir karar alınmadığı gerekçesiyle, gecikmiş olarak yapılan ödemelerin hesaplanmasında BK’nın 84. maddesi hükmüne göre, öncelikle faiz ve masraflara mahsup edilmemiştir. Bu kural kooperatif genel kurulunca aksi yönde bir karar alınmadıkça, kooperatif alacaklarında da uygulanır. Bu itibarla, anılan ilkeye aykırı görüşe dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunun davada esas alınması isabetsizdir. Mahkemece, davacının borçlarının hangi aylara ve ne miktara ilişkin olduğunun ayrı ayrı belirlenmesi, yapılan ödemelerin ödeme tarihleri de göz önüne alınarak davalı kooperatifin mahsup konusundaki BK.nun 84. maddesi hükmünde yer alan imkanı da gözetilmek suretiyle borç miktarının tesbit edilmesi gerekir. Diğer yandan, davada süresinde ödenmeyen aidat borcu ile bu borcun temerrüt faizi istenilmiş olup, davacı kooperatifin genel kurul toplantılarında aidatı süresinde ödemeyen ortaklardan gecikme faizi alınması kararlaştırılmayan dönemler için temerrüt faizi hesaplanmamıştır. Oysa genel kurulda temerrüt faizi alınmasına karar verilmemiş ise de; ana sözleşme ve genel kurul kararlarında aidat miktarı ve ödeme tarihleri belirlenmiştir. Bu bağlamda, eğer daha önceki genel kurullarda gecikme faizi kararlaştırılmış ise, sonraki genel kurullarda farklı bir karar alınmadıkça, belirlenen faiz oranı sonraki yıllarda da uygulanacaktır. Daha önceki genel kurullarda hiçbir faiz oranı belirlenmemiş ise, bu durumda BK.nın 101/2 maddesi, “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” şeklinde düzenlenmiş olup, bu hüküm uyarınca, aidat borcunu süresinde ödemeyen davacının temerrüde düştüğünün kabulü ile, anılan dönem için de davalının yasal faizden sorumlu tutulması gerekir. Bu durumda, mahkemece, belirtilen hususlarda açıklanan ilkelere göre hesaplama yapılması, davacının borcunun buna göre belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 23.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.