YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5105
KARAR NO : 2009/4852
KARAR TARİHİ : 30.06.2009
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, 05.11.2006 tarihinde yapılan genel kurula müvekkilinin çağrılmadığını ve alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının kooperatif üyesi olmadığını, bu nedenle dava açamayacağını ve alınan kararların iptalini gerektirir bir durum bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının kooperatif üyesi olduğu için dava açma hakkının bulunduğu, ancak genel kurul kararların iptalini gerektirir bir durum bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. 1163 Sayılı Kooperatifler Yasası’nın 53. maddesinde kimlerin iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Üyelik sıfatı, üyenin açabileceği iptal davasının dinlenebilmesi koşuludur. Davacı, bu sıfatını davanın kesin hüküm ile sonuçlanmasına kadar korumak zorundadır. Davacının ortaklığının bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla aktif dava ehliyetinin olup olmadığı açıkça tespit edilmelidir. Somut olayda davacı, genel kurulda alınan kararların iptalini istemiş ise de; davalı kooperatif vekili davacının bu davanın devam ettiği süreçte kooperatife yaptığı ödemelerin iadesi amacıyla dava açtığını ve bu süreçte üyelikten istifa ettiğini savunmuştur. Bu durumda, mahkemece, davalı kooperatifin savunmasında belirtilen 2007/339 esas sayılı dava dosyası getirtilerek, davacının halen kooperatif üyesi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve buna göre esasa girilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair nedenlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 30.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.