YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5271
KARAR NO : 2009/5050
KARAR TARİHİ : 07.07.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali ile üyeliğin tespiti istemlerine ilişkin davada verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, davalı kooperatifin üyeliğinden haksız olarak ihraç edildiğini ve kararın kendisine bildirilmediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, davacının ödediği aidat bedellerinin banka hesabına iade edildikten sonra bu davanın açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacıya 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 27. maddesi kapsamında iki ihtar çekilmediği, buna göre davacının usulüne uygun olarak ihraç edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, ihraç kararının iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, ihraç kararının iptali istemine ilişkindir. Davacı hakkında 13.11.2002’de ihraç kararı verilmiş olup, 01.03.2003 tarihli genel kurulda davacının talebi üzerine yapılan görüşmede 20.03.2003 tarihine kadar birikmiş aidat borçlarını ödemesi karşılığında davacının kooperatif üyeliğine kabul edileceği bildirilmiş, ancak davacının da kabul ettiği üzere belirtilen sürede aidat borçları ödenmemiştir. Bunun üzerine 26.04.2004 tarihli genel kurulda davacının ihracına karar verilmiştir. Mahkemece, kooperatifçe ödeme için davacıya yeni bir süre verilmesi, yeniden üyeliğe kabul olarak nitelendirmiş, buna göre 2004 yılı genel kurulundaki ihraç kararı yeni bir ihraç olarak kabul edilerek, bu ihraç kararının da usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle ihraç kararının iptaline karar verilmiş ise de; davacıya genel kurulda ödeme için yeni süre verilmesi, önceki ihraç kararını ortadan kaldıran yeniden üyeliğe kabul kararı olarak nitelendirilemez. Buna göre verilen süre içinde davacı borcunu ödemediği için yeniden üyeliğe kabul edildiği de düşünülemez. Bu durumda davacı hakkında, verilen sürede borcunu ödememesi ve 01.03.2003 tarihinde verilen ihraç kararına karşı aradan uzunca bir süre geçtikten sonra 16.08.2005 tarihinde dava açılması nedeniyle, üç aylık hak düşürücü süre içinde dava açılmaması nedeniyle davasının reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.