Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5460 E. 2009/5383 K. 15.09.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5460
KARAR NO : 2009/5383
KARAR TARİHİ : 15.09.2009

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında, kooperatif eski yöneticisi olan davalının neden olduğu zararın tazminine ilişkin tazminat davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi süresinde duruşmalı olarak istenmiş ise de; hükme konu miktar itibarıyla, davanın HUMK’nun 438. maddesi gereğince duruşmalı olarak incelenebilecek davalardan olmaması nedeniyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildi. İnceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin eski yöneticisi olan davalının, kooperatif hesaplarında 5.337.945.422-TL (5.337,94 TL) kasa açığı vermek suretiyle kooperatifi zarara uğrattığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir. Mahkemece, davalı yöneticinin kooperatif kayıtlarını usulüne uygun olarak tutmakla sorumlu olması nedeniyle kooperatif hesaplarındaki açığın belgesiz harcamalar yapılmasından kaynaklandığına yönelik savunmanın dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, anılan meblağın temerrüt faiziyle beraber davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif eski yöneticisinin neden olduğu zararın tazminine ilişkin sorumluluk davası olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmak için yeterli değildir. 1163 sayılı Kooperatifler Yasası’nın 98. maddesi hükmüne göre, bu kanunda aksine açıklama olmayan hususlarda TTK’nun Anonim Şirketlere ait hükümleri uygulanacağından, TTK’nun konuya ilişkin 341. maddesi hükmüne göre, yönetim kurulu üyeleri aleyhine sorumluluk davası açılabilmesi için genel kuruldan bu konuda izin alınması ve davanın da denetçiler tarafından açılması gereklidir. Dosyadaki genel kurul kararları incelendiğinde davalı hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir karar bulunmadığı gibi, davanın da yönetim kurulunun verdiği vekaletname uyarınca açıldığı saptanmaktadır. Davanın, TTK’nın 341. maddesinde belirlenen koşullar yerine getirilmeksizin açıldığının anlaşılmasına ve bu eksikliğin usule ilişkin olmasına göre, HUMK’nın 39 ve 40. maddeleri uyarınca ilgili tarafa uygun süre tanınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava şartı olan bu husus üzerinde durulmaksızın işin esasına girilmek suretiyle hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 15.09.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.