Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5461 E. 2009/6209 K. 06.10.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5461
KARAR NO : 2009/6209
KARAR TARİHİ : 06.10.2009

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin 04.09.2007 tarihinde yapılan genel kurulundan önce müvekkillerine usulüne uygun çağrı yapılmadığını ve haklarını arayan üyelerin saf dışı bırakılmak istendiğini ileri sürerek, genel kurulun iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, genel kurulun usulüne uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; genel kurul çağrısının usulüne uygun olarak yapıldığının ispatlanamadığı, katılamayan ortak sayısının salt çoğunluktan fazla olduğu ve ancak davacı … davadan feragat ettiği gerekçeleriyle, davacı … bakımından feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davacılar bakımından ise davanın kabulü ile genel kurulun iptaline karar verilmiş; hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali davası olup, mahkemece bir kısım üyelerin genel kurula çağrılmaması gerekçesiyle genel kurulun iptaline karar verilmiştir. Ancak, kooperatiflerde genel kurul toplantısına çağrının usulsüz yapılması veya yapılmamış olmasının ilgili üyelere bu toplantıda alınan kararların iptali için dava açma hakkını verdiği kabul edilmektedir. Bu hususta TTK’nın 368. maddesi emredici nitelikte ise de, aynı yasanın 381. maddesinde çağrıda usulsüzlük halinin genel kurula bu nedenle katılamayan ortaklara bu toplantıda alınan kararların iptali davası açma hakkını verdiğinin açıkça düzenlenmiş olması nedeniyle kanun koyucunun, bu hükme aykırılığın yaptırımını yokluk olarak kabul etmediği ortadadır. O halde mahkemenin, genel kurul kararlarının salt çağrı eksikliği nedeniyle iptaline yönelik kararı yerinde olmayıp, bu hususun ancak iptal edilebilirlik nedeni olarak nitelendirilerek çağrının usulsüzlüğünü iddia eden tarafın ayrıca, genel kurul toplantısında alınan kararların yasa, anasözleşme veya iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu da iddia ve ispat etmesi zorunlu bulunmasına göre, mahkemece genel kurulda usulsüzlük yapıldığına ilişkin iddialar hakkında bakanlık temsilcisi raporları getirtilmek suretiyle ana sözleşmenin çağrıya ilişkin 28. maddesi, temsile ilişkin 24. maddesi ve toplantıya katılanlara ilişkin vekaletnamelerin denetiminin divan başkanlığının sorumluluğunda olduğu ilkesi gözönünde tutularak değerlendirilmesi ve toplanan delillerin sonucuna göre bir karar verilmelidir. Ayrıca, dava dilekçesinde çağrı usulsüzlüğüne rağmen bir kısım davacıların genel kurula katılmış oldukları gibi anlatımların yer almış olması karşısında mahkemece bu hususun da araştırılması davacılar tanıklarının bu konudaki beyanlarının değerlendirilip, tartışılması ve dava açılması için genel kurulda muhalefet şerhinin gerekip gerekmediğinin de buna göre değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 06.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.