YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5734
KARAR NO : 2009/6535
KARAR TARİHİ : 13.10.2009
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında, kooperatif üyeliğine dayalı eski hale getirme istemine ilişkin dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının projeye aykırı ve izinsiz olarak değişiklikler yaptığını, ortak alana müdahale ettiğini ileri sürerek, işyerinin eski hale getirilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, binanın yapımının hatalı olduğu, bu nedenle tadilat yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalının yaptığı tadilatın dış yapı ve ortak alanda bir değişikliğe neden olmadığı, statik ve görünüme zarar vermediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğine dayalı olarak tahsis edilen işyerinde projeye aykırı olarak yapılan tadilatın kaldırılması ve eski hale getirilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, binanın projeye aykırı olarak değiştirildiği belirlendiği halde, dava yalnızca Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değerlendirilmesi nedeniyle değişikliğin binaya zarar verip vermediği üzerinde durulmuş ve bu çerçevede dava reddedilmiştir. Oysa taraflar arasında kooperatif üyeliği ilişkisi bulunduğundan, uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında değil 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile kooperatif anasözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi zorunludur. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. maddesine göre, kooperatif üyeleri kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler. Davaya konu hususlarda çıkan uyuşmazlıklar esasen bu kural esas alınarak çözülmelidir. Bu bağlamda, projeye aykırı olarak yapılan tadilat, binanın statiğine ve görünümüne zarar vermese bile, diğer üyeler aleyhine eşitlik ilkesine aykırı sonuç doğurmakta ise anılan madde hükmü uyarınca tadilatın kaldırılması gerekebilir. Bu itibarla, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan ilkelere göre çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 13.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.