YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5777
KARAR NO : 2008/5696
KARAR TARİHİ : 26.09.2008
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz edenlerden gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldi. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Tutanak bilirkişisi olarak dinlenen ve görüş bildiren kişilerin yerel bilirkişi sıfatıyla dinlenemeyecekleri, meralara ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişilerin komşu köyler halkından seçilmesinin ve tarafların aynı yönteme uygun olarak bildirecekleri tanıkların dinlenmelerinin zorunlu bulunduğu açıklanarak yöntemine uygun ve 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen şekilde inceleme ve araştırmaların yapılması, Kadastro Mahkemesinin 1954/12 esas, 1955/406 karar sayılı dosyasının uygulanması, yine 1965/1103 esas, 1967/1322 karar sayılı dosyasının dosya içine getirilmesi, bundan sonra tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda verilen kesin mehile rağmen keşif giderleri yatırılmadığından bahisle ispatlanamayan davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tesbit gibi mera olarak sınırlandırılmalarına karar verilmiş; karar, bozma ilamı sonrasında dosyaya dahili davacı sıfatıyla dilekçe sunan … … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıların davasının reddine karar verilmiş ancak gerekçeli karar başlığında “dahili davacı”, hüküm fıkrasında ise “müdahil davacı” olarak adlandırılan … … vekilinin 03.05.1999 havale tarihli dilekçesi hakkında olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Hukukumuzda davaya müdahale asli ve fer’i müdahale olarak iki şekilde yer almaktadır. Fer’i müdahale Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 53 ila 58. maddelerinde düzenlenmiştir. Asli müdahale ise Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmemiş ancak dava ekonomisi bakımından Yargıtay içtihatlarında ve öğretide benimsenmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/D maddesinde asli müdahaleden söz edilmekle, kadastro davalarında da asli müdahalenin mümkün bulunduğu açıktır. Asli müdahale, dava konusu üzerinde, derdest davadan bağımsız olarak hak talebini içeren ikinci bir davadır. Bu nedenle asli müdahalenin kural olarak bir dilekçe ile yapılması, bu dilekçenin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 179. maddesinde yazılı unsurları içermesi ve harçlandırılması gerekmektedir. Kadastro davalarında basit yargılama usulü uygulandığı için, davaya katılma istemi bir dilekçe ile olabileceği gibi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 474. maddesi uyarınca tutanağa yazdırma suretiyle de olabilir. Harca tabi olan kişilerin her iki halde de harcı yatırması zaruridir. Müdahale talebinde bulunan kişinin kendisini “müdahil” olarak değil de “davacı” sıfatı ile vasıflandırması mümkün bulunduğu gibi, müdahillik sıfatının kazanılması için mahkemenin kabulüne de ihtiyaç bulunmamaktadır. Müdahale talebinin harçlandırılması ile asli müdahale tamamlanmış ve dava açılmasının bütün sonuçları doğmuş olur. Diğer taraftan dava dilekçesinin işleme alınabilmesi için Harçlar Kanunu ve eki olan tarifeler uyarınca peşin yargı harçlarının ödenmesi zorunludur. Harcın ödenmemesi halinde müteakip işlemlerin yapılamayacağı Harçlar Kanunu’nun 32. maddesinin amir hükmüdür. Somut olayda, … … vekilinin mahkemeye sunduğu 03.05.1999 havale tarihli dilekçe Hukuk Usulü Muhakemesi Kanunu’nun 179. maddesinde yazılı zorunlu unsurları içeriyor ve dilekçede … … “davacı” sıfatıyla adlandırılıyor olmakla dilekçenin, müdahale dilekçesi vasfında bulunduğu açıktır. Nitekim mahkemece de … … “dahili davacı” ve “müdahil davacı” sıfatlarıyla adlandırılmıştır. Ancak 03.05.1999 tarihli müdahale dilekçesi gereğince işlem yapılabilmesi için harçlandırılması gerektiği halde peşin yargı harçları yatırılmamış ve bu konuda müdahil tarafa harçları yatırması için imkan tanınmamıştır. Müdahale talebinde bulunan tarafa Harçlar Kanunu uyarınca peşin yargı harçlarını yatırması için uygun bir önel verilmeden yargılamaya devam edilerek esas hakkında hüküm kurulması ve 03.05.1999 havale tarihli dilekçe hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi doğru değildir. Diğer taraftan dahili davacı vekilinin 11.10.2005 tarihli celsede yer …, davanın reddine karar verilmesi yönündeki beyanları usulen imzası ile belgelendirilmediğinden bir değer taşımamaktadır. Hal böyle olunca, müdahale talebinde bulunan temyiz eden tarafa Harçlar Kanunu uyarınca gerekli peşin yargı harçlarını yatırması için uygun kesin önel verilmeli, verilen önel içinde yargı harçlarının yatırılmaması halinde müdahale talebi reddedilmeli, yatırılması durumunda iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yukarıda yazılı usuli gerekler yerine getirilmeden davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.09.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.