Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2008/5970 E. 2008/7646 K. 28.11.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5970
KARAR NO : 2008/7646
KARAR TARİHİ : 28.11.2008

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 158 ada 10 parsel sayılı 2.836,77 metrekare, 158 ada 11 parsel sayılı 1.502,56 metrekare, 158 ada 12 parsel sayılı 1.765,19 metrekare, 158 ada 13 parsel sayılı 2.667,55 metrekare, 158 ada 14 parsel sayılı 88,94 metrekare, 158 ada 15 parsel sayılı 91,92 metrekare, 158 ada 17 parsel sayılı 23,79 metrekare, 168 ada 18 parsel sayılı 403,39 metrekare, 158 ada 19 parsel sayılı 527,17 metrekare, 158 ada 20 parsel sayılı 999,40 metrekare, 160 ada 4 parsel sayılı 1.588,69 metrekare, 160 ada 6 parsel sayılı 152,68 metrekare,160 ada 13 parsel sayılı 2198,96 metrekare, 161 ada 1 parsel sayılı 122,50 metrekare, 162 ada 12 parsel sayılı 10786,62 metrekare, 162 ada 25 parsel sayılı 5.627,33 metrekare,162 ada 31 parsel sayılı 8.545,52 metrekare, 162 ada 38 parsel sayılı 2.197,22 metrekare, 162 ada 40 parsel sayılı 1.757,28 metrekare, 164 ada 3 parsel sayılı 11.790,06 metrekare, 165 ada 14 parsel sayılı 8.127,74, metrekare, 165 ada 15 parsel sayılı 12.259,19 metrekare, 167 ada 25 parsel sayılı 3.641,20 metrekare, 167 ada 29 parsel sayılı 5.411,76 metrekare, 167 ada 68 parsel sayılı 13.845,54 metrekare, 167 ada 69 parsel sayılı 17.378,20 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar tapu kaydı, vergi kaydı, ifraz, satış, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, yasal süresi içinde irsen intikal ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; keşif hususunda verilen kesin süreye uyulmaması nedeniyle 3402 sayılı Yasa’nın 36.maddesi gereğince ispatlanamayan davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin mahkemece verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan ara kararda yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilmediği gibi 26.10.2007 tarihinde yapılacak keşif için gerekli masrafı yatırması hususunda davacı vekilinin yüzüne karşı kesin süre ihtaratında bulunulmuş, 25.10.2007 tarihi mesai saati bitimine kadar masrafın
yatırılmasına karar verilmiştir Keşif masrafının keşif gününden önce yatırılması halinde bilirkişı adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan süre yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi ıçin bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayet içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü’nün anılan hükmü nazara alınarak mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde davacıya ara kararının tebliği, davacı kendisine verılen keşif gününe kadar olan sürede masrafı temin edip yatırması ve bundan sonra mahkemece yerel bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiye için kalan sürenin yeterli bulunmadığı çok açıktır. Yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı tarafa keşif masrafını yatırması için makul süre verilip, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilip, tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonucuna göre karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.